28 Ocak 2026 Çarşamba

Sosyal Medya

Son Eklenenler

Sofralardaki soykırım silahları

Gerçek Hayat Dergisinin 1123. sayısının editör yazısı
05 Ocak 2026 21:02
“Kölelik bir kalemle kaldırılabilirken, pestisitlerin zararları yani kimyevî kirlilik yüz yıllarca temizlenemez. DDT’nin yasaklanmasına rağmen çevre krizi iyileşmekten ziyade kötüleşiyor. Biz bazı pestisitlerin ülkemizde kullanımını yasakladık. Ancak hâlâ üretimlerini sürdürerek başka ülkelere satıyoruz. Oysa bir yerde besin zincirinin zehirlenmesi her yerde zehirlenmesi demektir. Ne kadar gecikirsek karşılaşacağımız tehlikeler de o kadar artacak.
 
EPA, 1970’lerin başından beri üzerinde çalışılan, çiftçileri pestisitten koruma standartlarını uygulamaya sokmadı. DDT gibi geniş etkili pestisitler, yeterince test edilmeden piyasaya sürülüyor. Bu endüstrinin yıllar yılı ABD Kongresi içinde şımartıldığını görmek çok şaşırtıcı. Pestisit, fungusit ve rodentisitleri düzenleyen kanunlar çok gevşek. Kongre kasıtlı olarak, var olan mevzuatın uygulamasını da güç hâle getiriyor. İkircikli mevzuat tuzakları, kanser ve sinir hastalıklarının artmasını sağladı.
 
DDT’den daha tehlikeli bir pestisitin pazardan çekilmesini sağlayacak süreç 5-10 yıl sürüyor. Yeni pestisitler bir evvelki gibi zehirli olmalarına rağmen ruhsat alabiliyorlar. Hâlen var olan sistem, Faust’un şeytanla pazarlığına benzemekte. Uzun vadeli trajedi pahasına kısa vadeli kazanç... Pestisitler haşeratın sayısının azalmasına neden olmamakta. Başlangıçta böyle olabilir ama mutasyonla kısa sürede uyum sağlamakta ve kimyevî zehirler de etkisiz hâle gelmekte. Daha da ötesi bunların çoğundan çocuklar zarar görmekte. Bize kalan miras, toptan iflas ve günü kurtarma çabaları
 
Para ve nüfuzun özel ortaklığının yarattığı ikiz kirlilik pek çok şeyi engelliyor. Kimya endüstrisi, yasaklamaları engellemek için rüşvet rayicini artırarak çözüm buluyor. Pestisit meselesi gizemli bir biçimde politik nedenlerle sürekli hâle gelmekte. Pestisitlerin kanser yapıcı etkisi bilindiği halde devamlı artırılmaktadır.
 
EPA, 1998’de 32 eyalette yeraltı sularının, insanlarda kanser yapma potansiyeli olan grupta yer alan atrazin isimli ot öldürücü dâhil 74 farklı pestisitle kirlenmiş olduğunu açıklamıştı. Ne yazık ki atrazin, şehir sularının arıtımıyla da uzaklaşmıyor.
 
DDT ve PCB, ABD’de fiilen yasak fakat bunların akrabası durumundaki pestisitlerin içinde dişilik hormonu östrojen bol miktarda bulunuyor. İskoçya, Michigan, Almanya gibi yerlerde yapılan araştırmalar, bunların doğurganlığın azalmasına, erbezi, meme gibi üreme organlarında gelişim bozukluğu gibi dertlere neden olduğunu ortaya koyuyor. ABD’de geçen 20 yılda östrojen türevi pestisitlerin kullanım dalgası vurduğunda, erbezi kanserlerinin görülme sıklığı aşağı yukarı yüzde 50 arttı. Ayrıca dünya çapında spermlerin yüzde 50 azalmasına neden oldu.
 
Rachel Carson şöyle demişti Sessiz Bahar’da: “Hayvanlarda neden olduğu rahatsızlıklar, insan türü için aynen geçerli değildir’ gibi yarı doğrudan oluşan sakinleştiricilerle insanlık uyutulmaktadır. Biz acilen bir avuç avutucu yalanlara, tatsız gerçeklerin şekerle kaplanarak sunulmasına son vermeliyiz!’
 
Günümüzde özellikle bebekler ve çocuklar kaldırabilecekleri pestisit seviyesinin yüzlerce kat fazlasına mâruz kalıyor. Peki, hangi ekonomik yarar hesabı bunları haklı kılabilir? Modern uygarlığın şaşırtıcı derecede yitirdiği temel değerlere yeniden dönmeliyiz.”
 
Şu ana kadar okuduklarınız ABD eski başkan yardımcısı ve başkan adayı Al Gore’a ait. Metin ise Rochel Carson’ın ‘Sesiz Bahar’ adlı kitabının Türkçesinin önsözünden iktibas edildi. Carson’ın DDT ve sigaranın zararlarını anlattığı bu kitabını kimse basmak istemedi. Basan matbaalar yakıldı ve Carson bu kitap yüzünden öldürüldü.
 
Rochel Carson bugün yaşasaydı ne gördüklerine inanabilirdi, ne de böyle bir kitap yazardı. Muhtemelen endüstri, bilim, bürokrasi ve siyasetin bütün kirli ilişkileri ve çirkefliklerini ifşa eden devasa bir külliyat meydana getirirdi. Zira bugün sözde yasaklılar listesindeki DDT’den yüzlerce kat daha zararlı maddeler insan hayatının her alanını istila etmiş durumda.
 
Düşünün bir kadın gebe ve yedikleri zehir. Bir bebek dünyaya gelmiş ve emdiği süt ve ona yedirilenler zehir. Düşünün hastasınız ve size şifa diye zehir yediriyorlar. Düşünün hasta olmayın diye size aşı yapıyorlar ve bu yüzden otistik, kanser veya kısır oluyorsunuz. Düşünmeyin aynen böyle yapıyorlar!
 
Bu sayımızda -neredeyse- her ekmek ve unlu mâmûllerde yedirilen, kısırlaşmanızı sağlayan Tri-Floro-setik Asit (TFA)’ adlı maddeyi ve ABD Sağlık Bakanı Keneddy’nin aşılarla ilgili ortaya çıkardığı gerçekleri ele alıyoruz. Dosyalarda okuyacaklarınız ürkütücü. Doğrusu bizim pek de yabancı olmadığımız şeyler ama bunlar hâlâ Türkiye’de de herkesin mâruz bırakıldığı kısırlaştıran ve öldüren zehirler.
 
Aile yılını geride bıraktık ama aile başarabilirse yaşamaya devam edecek. Başarabilirse, zira bugün her zaviyeden saldırı altındaki aileyi ayakta tutmak çok zor. Bir de bundan sonra aile kurabilecek, kursa da çocuk sahibi olabilecek genç bulabilecek miyiz? İşte en temel suâl bu ve muhtemel cevabı hayır!
 
Bu hususta Rûm 60’da Cenâb-ı Hakk Teâlâ bizleri şöyle ikaz ediyor: “İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat çıktı.” Bakara 11’de ise “Onlara, yeryüzünde fesat çıkarmayın dendi mi, derler ki: Biz ıslah edicileriz!
 
Şimdi bu işin fâillerine bu dosyalarda yazanları sorsak ya dudak büküp geçecekler yahut da bize bu kadarını bile layık görmeyecekler.
 
Gerçek Hayat ise bu gerçekleri ifşa etmeyi inşâallah sürdürecek. Bu sebeple hâlâ bir dostunuzu abone yapmamışsanız onun yaşadığı mahrumiyetten hissedar olduğunuzu bilmenizi dileriz. Zira Gerçek Hayat’ta okuduklarınız ve okuyacaklarınızı başka yayın organlarında görmek pek de kolay değil.
 
Üç aylar ve mîlâdî senenin hayırlara vesile olmasını niyaz ederiz.

Vesselam!

 
Yorum Yap
Diğer İçerikler