Gerçek Hayat dergisinin Haziran 2026 tarihli 1128. sayısının editör yazısı
Kristof Kolomb’un 1492’deki Amerika kıtasını işgal seferinde yerliler onu “insan” sanıp kurutulmuş tütün yaprakları hediye ederler.
Amerika yerlileri için tütün bir içecek değil, ağrı kesici olarak kullanılan tıbbî bir bitkidir. Ayrıca bazı törenlerde yakılır.
Kolomb ve ekibi tütünü Avrupa’ya taşır. Fransız diplomat Jean Nicot, tütünün “tedavi edici” olduğu düşüncesiyle Fransız sarayına tanıtır. Tütünde tespit edilen nikotin ise Jean Nicot isminden hareketle verilir.
Kötülüğü yayma konusunda birbirleri ile yarışan Avrupa, tütünü toz haline getirip enfiye olarak buruna çekmeye başlar. Ardından tütünü ağızda çiğner, pipoda yakar, son olarak da sigaraya dönüştürür.
Bugün bildiğimiz mânâda tütünün son şeklini alması yani kâğıda sarılı hâle gelmesi 2-3 asrı alacaktır. 18. yüzyıla gelindiğinde ise İspanya'nın Sevilla şehrinde bazı fakirler zenginlerin tütün artıklarını toplayıp puro bulamadıkları için kâğıtlara sarıp içerler.
Puro’nun İspanyolca'da karşılığı ‘cigarro’dur. Kâğıda sarılanına ise kelime türetilerek küçük puro mânâsında ‘cigarrillo’ denilir.
19. yüzyıla gelindiğinde ise kapitalist endüstri bunu bir kazanç kapısına çevirerek yani ince kâğıtlara sararak pazarlamaya başlar. Ardından da bugünkü çılgınlık…
Önce erkekler sonra ise kadınlar…
Taylandlı kadınlar bir türlü sigara içmeye ikna edilemez. Sonra tüm Tayland’ın yüksek bina duvarlarına “güzel kadınlar sigara içer” reklamı asılır. Manken kızlar kiralanarak sokaklarda sigara içerek dolaşmaları sağlanır. Taylandlı kadınlar bu sayede tuzağa düşer.
Pek çok kiralık pazarlamacı kullanılarak Tayland modeli bir çok ülkede farklı şekilde uygulanır.
1853-1856 Kırım Savaşında İngiliz ve Fransız askerleri Osmanlı askerlerine tütünü ve kâğıda tütün sarma usûlünü öğretir. Bu sayede sigara salgını Osmanlı ordusunu da kuşatır.
Ordudan terhis olan asker köyüne / mahallesine tiryaki olarak dönerek tüm Osmanlı coğrafyasında sigara içimi başlamış olur.
Tıbbî faydaları olduğu yalanıyla 1. ve 2. Cihan Harplerinde Osmanlı ordusu da dahil tüm orduların askerlerinin kumanyalarına sigara da dahil edilir. Tütün firmaları filmlere sponsor olup, dünya çapında bir salgına dönüşmesini sağlarlar. 1980’lere dek bazı doktorlar Türkiye’de de hastalarının reçetesine sigara yazdılar. Bunlardan biri de kalp hastası olan babamın rahmetli eniştesiydi.
Devlet, ‘Tekel Kurumu’ adı altında tütün ve sigara îmâl edip onlarca sene sattı. Askere ‘sigara parası’ veya direk sigara verdi. Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri sigarası bile vardı.
1950'ler özellikle de 1980 sonrasında sigaranın, akciğer, gırtlak kanseri, dolaşım bozukluğu, kalp rahatsızlıkları gibi pek çok hastalığa neden olduğu ispat edildi. Piyasanın bozulmasından endişelenen sigara üreticileri "sağlık endişelerini" hafifletmek ve dumanı yumuşatmak için sigaralara selüloz asetat filtreleri eklediler. Bu filtreler sigaranın zararlarını ortadan kaldırmadı, aksine içine eklenen sentetik kimyevî maddeler sigaraları daha da zararlı ve daha fazla bağımlılık yapıcı hâle getirdi.
Dijitalleşme ile birlikte artık ‘dumansız’ olarak da tarif edilen e-sigaralar peyda oldu. Üstelik yediden yetmişe herkes bu kez de bu illetin müptelası oldu, oluyor. Sigaranın pazar büyüklüğü yıllık 1 trilyon dolardan fazla... 48 milyar doları ise e-sigara…
Sigara illeti sebebiyle yapılan sağlık harcamalarının 2.4 trilyon doları bulduğu bildiriliyor. Bu rakam sadece kayıtlara geçen… Bir de geçmeyeni düşünün... Erken ölüm, iş gücü kaybı, çevre kirliliği, pasif içici olarak adlandırılan sigara içmeyenlere etkisi, aile dramları, israf ve kul hakkını eklediğimizde akıl almaz dünyevî ve uhrevî bir fatura ortaya çıkıyor.
Bu sebeplerle
dünya çapındaki ulemanın ezici çoğunluğu sigara için haram fetvası veriyor. Geri kalan ise tahrîmen mekruh yani harama yakın… İşe yaradığını söyleyen tek bir aklı selim yok. Üstelik sayısız zararı ortada buna rağmen içenlerin aklından zoru olduğu, beden emanetine ihanet ettikleri açık bir gerçek.
Sigarayı dünyanın başına bela eden İspanyollar, aynı zamanda Müslümanlara ve Amerika yerlilerine yönelik soykırım yapmış bir geçmişe sahip. Sömürgecilikte diğer Avrupa ülkeleri ile âdeta yarıştı ve hatta sömürgeciliğin mûcidi bile sayılabilirler.
Aynı İspanyolların son başbakanı Pedro Sánchez ise Gazze soykırımına karşı en sert tepki ve tavrı ortaya koyuyor. Ayrıca narsist, psikopat, egoist bir tip olan Trump’a karşı da benzer tepkiler gösteriyor.
Hem sigara hem de Sánchez’in Gazze tavrının detayları sayfalarımızda…
Sánchez ise Kurban bayramı sırasında “Dünyayı ateşe verenler, asla sonuçlardan acı çekenler değildir. Uluslararası hukuka saygı göstermek, yalnızca bir diplomatik zorunluluk değil. Bu, küresel refaha ulaşmak ve bugün milyonlarca insanın mâruz kaldığı açlık utancını bir kez ve sonuna kadar ortadan kaldırmak için sahip olduğumuz tek güvencedir” diyerek kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Daha insânî bir dünya için mazlumun yanında durmak ve sigaradan uzak kalmak şart.
Vesselam!
Gerçek Hayat'a abone olmak için: birlikte.com.tr/gercekhayat-yillik