Gerçek Hayat Dergisinin 1131. sayısının editör yazısı
Tunus, tek parti diktası, toplumun zorla değiştirilmesi, dînî değerlerin yasaklanıp aşağılanması, insanların zindanlara tıkılması, işkenceler, sürgünler, siyasi yasaklar, parti kapatma, ekonomik istikrarsızlık, başörtüsü yasakları ve İslam’a olan düşmanlık gibi zaviyelerden eski Türkiye’nin neredeyse bire bir kopyası.
Muhammed Buazizi adlı Tunuslu seyyar satıcının 17 Aralık 2010'da Tunus’ta kendisini yakarak intihar etmesiyle başlayan
Arap Baharı, ülkeyi 23 yıldır demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesiyle neticelenmişti.
Ardından Mısır’da Mübarek, Libya’da Kaddafi, Suriye’de Esad, Sudan’da el-Beşir, Yemen’de Salih, Cezayir’de Buteflika rejimlerine yönelik isyan başlatıldı. Bugün bu rejimlerin hiçbiri hayatta değil.
Mısır’da Mübarek rejimi gitti ama Sisi despotizmi geldi. Çok kan aktı, çok can yandı, çok aile param parça oldu. Libya hâlâ bölük pörçük ve Yemen’in çoğu İran destekli teröristlerin işgali altında. Sudan ise iç savaş ve soykırımın kol gezdiği bir çöle döndü. Cezayir kısmî bir istikrar elde ederken Suriye’deki Esad rejimi de tarihin çöplüğüne gitti.
İlk kıvılcımın çaktığı Tunus ise başa döndü. 30 yıllık Burgiba despotizmi ve ardından 23 yıllık Bin Ali diktası altında ezilen Tunus bugün Kays Said adlı bir basiretsiz ahmağın elinde heba oluyor.
Solcu, liberal, sağcı, Müslüman kısaca her görüş ve inanıştan sayısı tam olarak bilinmeyen siyasetçi zindanda çürütülüyor. Bunların en şöhretlisi ise Tunus Meclis Başkanı, Nahta Hareketi Lideri, İslam dünyasının yaşayan en bilge liderlerinden Raşid el-Gannuşi.
Ömrünü Tunus’a hizmet, ülkenin millî birlik ve bütünlüğüne adamış bir münevver olan ve bu uğurda uzun hapis ve sürgün hayatına mâruz bırakılan, buna rağmen bir an bile şiddeti savunmayan ve bugün 85 yaşında dahası pek çok bedenî rahatsızlığı olan Gannuşi 1 Eylül itibariyle 1230 gündür hapiste tutuluyor.
İlerlemiş yaşına rağmen ailesiyle dahi görüştürülmeyen Gannuşi, şüphesiz ki Allah’tan başka kimsenin merhametine muhtaç değil. Lâkin onu bu halde bırakmak, İslam ümmetine yakışmaz ve Müslümanlar bu vebalden kurtulamaz.
2002’den beri israil zindanlarında ağır işkencelere mâruz bırakılan Filistinli lider Mervan Barguti’nin serbest bırakılması için 20’den fazla Amerikalı Marvel oyuncusunun çağrısını okuyunca gerçekten Müslümanlar adına utandım ve ürperdim. Hadi Müslümanlar olarak Barguti için bir şeyler yapamadık Gannuşi için de mi yapamıyoruz?
Hadi Muhammed Mursi’yi kurtarmaya güç yetiremedik. Hadi Filistin’in yüz akı Mervan Barguti’yi terörist israil zindanlarından çıkarma imkanına şimdilik sahip değiliz. Peki, beş paralık Kays Said’in pençesinden Gannuşi’yi de mi kurtaramayız?
Peki, ömrünü İslam dâvâsına adamış, Türkiye’yi, Erbakan’ı, Erdoğan’ı yakından tanıyıp seven, sürgün hayatında iken sık sık Türkiye’de bulunan Gannuşi’yi hiç olmazsa “zindandan kurtarmak için ne yaptınız” denildiğinde Allah’a ne cevap vereceğiz?
Üstad Gannuşi ile İstanbul buluşmalarımızda Türk siyaseti, Erbakan Hoca merhum ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan hakkında hep konuştuk. Gannuşi üstadın her ikisini de sevdiğini ve her ikisinin de farklı yönlerini beğendiğinin bizatihi işittik.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik beklentilerinin çok yüksek olduğunun bizatihi şahidiyiz. Bu sebeple İslam dünyasının suspus olduğu bir zamanda Gerçek Hayat olarak ismimize, yayın politikamıza, mâzimize yakışır bir şekilde ve hepsinden mühimi de Müslüman olmanın mesuliyetinin idrakinde olarak Üstad Raşid el-Gannuşi’yi kapağa taşıdık.
Beşer unutur ve de bu coğrafyalarda insan çoğu kez öldükten sonra sevilir veya hatırlanır. Müslüman dünyanın Mekke Mutabakatına odaklandığı bu güzel günlerde Üstad Gannuşi’ye de Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Müslüman liderlerin sahip çıkacağına inancımız tam.
Biliyoruz ki yaşlı ve ağır hasta bir dâvâ adamını bunlardan çok; umursanmama, bunca gayretine hürmet edilmemesi yıkar. Ailesi büyük bir alicenaplık göstererek tek tutuklu Gannuşi değil, hangi görüşten olursa olsun Tunus’taki tüm siyasi tutukluların serbest kalması için mücadele ediyor ve bize de diğerlerinin unutulmaması gerektiğini hassaten hatırlatıyor.
Bu vesileyle Gannuşi’nin şahsiyeti, dâvası, mücadelesi hakkında mülakatlar yaptık, yazılar kaleme aldırdık. Bendenizin yanı sıra Tesnim el-Gannuşi, Raniye ed-Dureydi, Dr. Riyad Şuaybi, Nebil el-Bukeyri, Turan Kışlakçı ile ekibimizden Süleyman Şahin, Tevfik Şahin ve Ali Şenel yazı ve mülâkâtlarıyla katkılar yaptılar.
Son olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın meseleye daha bir ehemmiyet atfedip çözmelerini hassaten istirham ediyoruz.
Allah-ü Teâlâ’dan niyazımız, Üstad Gannuşi’nin tez vakitte sıhhatine, hürriyetine ve ailesine kavuşmasıdır.
Selam olsun İslam dâvâsı için yolundan dönmeyen izzetli, şerefli, haysiyetli gönül ve dâvâ erlerine…
Selam olsun bu hasletlerin hepsine sahip mütebessim Raşid el-Gannuşi’ye…