Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Yerli değil, yabancı tohum…

Makaleler18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kemal Özer'in Yeni Söz Gazetesi'nin 18 Mayıs 2015 tarihli nüshasındaki köşe yazısı

Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız ve saygıdeğer Başbakanımızın, Türkiye Ziraat Odaları Birliği 26. Genel Kurulu’nda yaptığı tohumla ilgili konuşmalarından hareketle kaleme aldığımız yazımıza bugünde devam edeceğiz.
 
Tekrar etmekte yarar var ki, Türkiye’nin bundan daha mühim bir meselesi yok, olamaz da! Zira tohum; terör, tank, uçak, füze, uydu ve hepsinin toplamından çok daha önemli! PKK terörüne 30 bin can verdik, ama sessiz tohum terörüne maazallah bütün bir geleceğimizi verebiliriz.
 
Bu aletler ve savaş araçlarının olmadığı günlerde zorda olsa mutlu mesut yaşarsınız. Lakin tohumunuz elinizden uçup gitmişse, tohumunuzun genetik yapısına müdahale edilerek besin değeri yok edilmişse, hem mülkiyeti, hem de üreme yetinizi kaybedersiniz.
 
İnsanlığın ilk gününden bu yana tüm canlıları besleyen tabiî tohumlara, şu ya da bu yalanlarla müdahale edilmişse ve bu hususta siyasi sorumlulara doğru olmayan bilgiler veriliyorsa, nükleer hatta nano nükleer silahlara sahip de olsanız “yok” olmaya mahkûm edilirsiniz.
 
Tohumu kısırlaştırılan toplumlar ve ondan beslenen tüm canlıların da kısırlaşması kaçınılmazlaşır. Ülkemizin korkutan kısırlık oranları, bundan bağımsız değerlendirilebilir mi?
 
Erdoğan’ın haklı olarak on yıla yakındır “üç çocuk” diye bir derdi var. Modern hayatın getirdikleri ve hibrit tohum ile endüstriyel gıdanın tehlikeli bir silah olarak kullanılması, insanlığı, “soykırım” riskiyle karşı karşıya bıraktı. Yani insandan öç almaya yönelik pek bilinmeyen kirli ve tehlikeli bir savaştan söz ediyoruz.
 
Buna hâlâ “komplo teorisi” diyen varsa, onlara diyorum ki, “hodri meydan!” Varsanız size bu acı gerçeği her platformda anlatmaya hazırız.
 
Beni yine savcılığa şikâyet etseler hatta kötü zanda bulunsalar da, ülkemdeki yerli tohum denilen tohumların yerli olmadığını yani gerçek tabiî tohumlar olmadığını söylemek boynumuzun borcu.
 
Allah’ın yarattığı tohumda -hâşâ- bir eksiklik mi var da, “ıslah” adı altında bu tohumlara bilimsel kılıfı giydirilip, tabiî yapısına / yaratılışına müdahale ediliyor. Şimdi biri çıkmış 16 yıl uğraşıp, -güya doğal yollarla- kırmızı ceviz türü geliştirmiş. Sorarım size, Allah kırımızı ceviz yaratmasını bilmiyor muydu?
 
Tohumlarımız, -dolayısıyla hayatımız ve geleceğimiz,- Mendel adlı papazla başlayan süreçle, o yakından tanıdığınız Rockefeller’in 1920’lerde kurduğu şer düzeninin yalanlarıyla elimizden alınıyor, besin değeri düşürülüyor, yaratılışı bozuluyor, tohum ve nesil ifsad ediliyor.
 
Ülkemizde istatistikle “yerli” gibi gösterilen tohumların sahipleri, TTK’na göre kurulmuş yabancı “yerliler(!)”. Yani Amerikalı, Avrupalı ve İsrailli Monsanto, Hazera, Bayer, Syngenta, DuPont, Dow, KWS, Basf, Cargil ve bunların yan şirketlerinden başkası değil. Bunlar yerli ise, evet tohumlarda yerli(!)
 
Türkiye’de üretilen Ford, Fiat, Toyota, vs. nasıl yerli üretim ama yerli otomobil değilse, bunların tohumları da yerli değil. Evet, önceki yıllara oranla daha az tohum ithal ediyoruz. Ama bunun nedeni, -tepkiler üzerine- bu firmaların üretimi Türkiye içine kaydırmaları.
 
Diyelim yerli, ama bu tohumların pek çoğu hibrit! Yani genetik yapısına şu ya da bu şekilde müdahale edilmiş tohumlar! Diyecekler ki “hayır efendim, hibrit genetik müdahale değil!” Peki, hibrit genetik müdahale değilse, hibrit neden kısır? Rengini, boyunu, tadını nasıl değiştirebiliyorsunuz? Neden ondan tohum elde edilmiyor? Bu sözde ıslah edilmiş sentetik tohumlardan tohum elde etseniz dahi, neden önceki verimi vermez? Neden tescilli tohumdan tohum elde etmek yasak?
 
Şimdi bu sözde okumuş ama küresel şeytanlıklardan ya bihaber, ya da bir parçası olan bu tayfa, bizi her zaman yaptıkları gibi cahillikle, komplo teoriciliğiyle, teknikten habersiz olmakla, vs safsatalarla suçlayacaklar. Onlara diyorum ki, “Vallahi siz yalan söylüyorsunuz!”
 
Biz bir yana, Bakara suresi 11-12’de, Allah (c.c.), sizin yalan söylediğinizi haber veriyor. İfsat edici olduğunuz halde, “hayır biz ıslah edicileriz” diyeceğinizi bildiriyor” desem diyecekler ki, orada Yahudilerden söz ediliyor.
 
İyi ama tohuma müdahale edenlerde Yahudiler! Siz onların kötü birer taklitçisisiniz! Bu yüzden Allah, size “summün bükmün umyün fehum lâ yerciûn” diyor.
 
Buyurun hodri meydan! Biz, Allah’ın yarattığı ve çiftçinin her yıl ürününün içinden seçerek veya konu komşudan alarak yahut takas ederek elde ettiği tohumlardan getirelim, siz de “ıslah” ettiğinizi iddia ettiğiniz ifsad edilmiş tohumlarınızdan getirin, bunların besin değerlerini analiz edelim, bunları aynı şartlarda ekelim, siz adına “ilaç” diyerek yalan söylediğiniz tarım zehirlerinden atın, biz de atmayalım…
 
Elde edilen hasadın miktarını, besin değerlerini, ağır metallerini, pestisit oranlarını yeniden analiz edelim ve sonuçlarını yayınlayalım. Kimin ki daha verimli, kimin ki daha sıhhatli, kiminki daha besleyici ise, o hep konuşsun, diğeri ebediyyen sussun, var mısınız? Varsanız biz hazırız!
 
Unutmayın, hizmet ettiğiniz yer, sizin en büyük düşmanınız, Siyasetçileri onlar adına aldatıyorsunuz. Tohum bankası ne işe yarar? Onun sperm bankasından ne farkı var? Kötüyü ekip, iyiyi saklamak veya o iyiyi kötü yapmak için materyal olarak kullanmaktan başka ne işe yarar?
 
 
On binlerce yıldır tohumlar hangi bankanın elinde bugünlere ulaştı? Allah, yarattığını muhafaza edemez mi? Onlar, siz müdahale edene dek nasıl bugünlere ulaştı? Yoksa Allah, bir şeyleri -hâşâ- eksik bıraktı da, siz mi tamamlıyorsunuz?
 
Tohumu silah haline getirenlere yardım edenler bilsinler ki, yaptığınız doğru değil. Bilgiçlik taslamaktan, ön yargılarınızdan, büyülendiğiniz bilimsellik tuzağından kurtulup, yere, göğe, toprağa, denize bir bakın! Allah’ın yaratılışında bir eksiklik görebilecek misiniz?
 
Ey, bu hususu araştırmayan ve susan ilahiyatçılar! Neredesiniz? Küresel ifsada aracılık edende, sessiz kalanda, hakikate kulaklarını tıkayanda bilsin ki, bu ateş sizi de yakar, bu tufan sizi de boğar!
 
Bu yazıdan siyasi husumet çıkarmak isteyen muhalefet, sakın buna tevessül etmeyin! Masal ve sloganlarınıza karnımız tok. Zira sözümüz aynı zamanda size ve size!
 
İnşaallah, çözüm hususunda da görüşlerimizi yazmaya devam edeceğiz! 

YAZININ İLK BÖLÜMÜ: Tank mı, tohum mu?




İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 8543576
 

ferhat | 06.07.2015 16:32:21 Hocam takip ediyoruz sizi. Allah yolunuzu açık etsin...

Er kan | 21.05.2015 20:21:14 teşekkürler hocam. çok güzel bir ders verdiniz sağolun ben dersimi aldım. sizi sürekli takip ve taktir ediyor, arkadaşlarım pek ilgilenmese bile gıda ve aşı finans vs.. anlatıyor, sayfanızı kitaplarınızı ve tavsiye ettiğiniz kitap ve makaleleri tavsiye ediyorum. bu yorum da bu yazınıza değildi. afedersiniz

Er kan | 21.05.2015 20:21:14 hocam söyledikleriniz çok doğru ama güvendikleriniz çok yanlış. çünkü gdo konusunda hiç bir şey yapmayan yapamayan elinden hiç bir şey gelmeyen bir başbakan ve cumhurbaşkanına güveniyorsunuz. siz yıllardır tarım bakanını, sağlık bakanı ve icraatlarını eleştiriyor. yanlış tarım ve sağlık politikalarıyla yok oluşa hızla gittiğimizi söylüyorsunuz. gdo yasasının sadece bir göstermelik yasa olduğunu söylüyorsunuz ve bunların hepsini bu hükümetler zamanında olduğunu biliyorsunuz. son yıllardaki tohum ithalatındaki artışı ve hızla yok edilen doğal tohumu ve çok yıllık meyvelerin yerine hızla gdo ve bodur ilk yıllarda verim verenlerinin dikildiğini gördüğünüz halde. t.m.o. işlevsiz hale getirilerek çiftçiyi aracı ve küresel nihai satıcıya mahkum edildiğini ve tıpkı Hindistan ve Arjantin gibi çiftçinin borç batağına sürüklendiğini dünyada eşi ve benzeri olmayan iklim ve bitki çeşitliği olan anadolunun pionner mısırları ve gdo pamukları ve isril tohumu sebzelere bırakıldığını görmüyormusunuz. arazilerin çiftçinin elinden çıktığını adı belli olmayan sermaye sahiplaerine geçtiğini ve gıdadaki fahiş fiyatları. bu fiyatların ab uyum yasaları sayesinde geçimlik aile tarımcılarının yok edilmesi tarımın köylünün elinden hızla çıkarılması ile olduğunu fark edemediniz mi. ve sürekli bahsettiğiniz rockef işte Arjantin brezilya Hindistan Somali ve diğer dönüşen ülkelerin hepsinde sanki düşmanıymış gibi gösterdiği kukla yöneticileriyle ülke ve halkını modern kölelere dönüştürdüğünü bilmiyor musunuz. her fırsatta övmeye ve kayırmaya çalıştığınız hükümet politikaları sayesinde son yıllarda bütün köylüler arazilerini bıraktı ekmiyor artık. ekemiyor. bir insan 14 yıldır bir tarım politikası geliştiremez mi. bunalar iyi, bir mehdi eker mi günah keçisi yoksa recep akdağ mı yoksa müezzinoğlu mu. yoksa bunlar Kamalak hükümeti veya Demirtaş kabinesinin bakanlarımı. yoksa paralelci bakanlar mı da şimdiye kadar sürekli eleştirdimiz. monsantoya Kamalak hükümetimi izin verdi. şeker fabrikalarını işlevsiz hale getiren ve nşb. kotalarını sürekli yükselten bahçeli hükümetimiydi. çitçi borç batağında denizbankın elinde kıvranıyor yani sberbank yani rotsch. yani sizin bize her fırsatta kurtarıcı ve küresel güçlerin tırstığı göstermeye çalıştığınız kişiler tamda diğer yazılarınızda kitaplarınızda bahsettiğiniz rokkeff. taşeronları. ülkemizde nüfus hızla eriyor doğum azalıyor yaşlanan bir nüfus olduk hala siz 14 yıldır laf haricinde hiçbir icratı olmayanları bize savunuyorsunuz. açlık aldı başını gidiyor kısırlık aldı başını gidiyor. doğum yok sağlık bakanlığı dönüştü ilaç ve sağlık şirketlerinin yataklığı oldu. diyaliz merkezleri ve medikal şirket cenneti türkiye sağlıksız ve kalitesiz yaşayan türkiye. bu plitikaları sizin adlarını sık sık zikrettiğiniz ve toz kondurmadığınız hükümetler başardı. bu şeker fabrikaları neden kapanıyor. 14 yıldaki en büyük tarım faaliyetimiz asırlık zeytinliklerin betona dönmesi. bir gecede çıkan yasalarla bebeklerin dahi gdo ya mahkum olması mantar gibi biten avm ler sayesinde esnaf ve pazarcılarımızın iş bıraktığı. prinçteki üretim düşüşü ve gdo hakimiyeti. uzun lafın kısası bu monsanto ne zaman türkiyeye yerleşti bu finans kuruluşları ne zaman el değiştirdi sadece çiftçi değil tüm memurlar ve işçiler promosyon kılıfıyla bankalara mecbur kılndı. hepsi son yıllardaki kukla hükümetler sayesinde artık laflara karnımız tok icraat bekliyor yazın dahi meyve sebze iyemez olduk bunları sizde biliyorsunuz yani rockef. yeşil devrimi için kuklalar lazım bunların burada tutulması lazım ne pahasına olursa olsun basında algı politikaları ile sadece madalyonun parlatılan yüzü. lütfen gıda hareketinde yazdığınız ve yayınladığınız gibi olmaya devam edin siyasete karıştığınız zaman yanlı davranıyorsunuz türkiyeyi gdo cenneti yeni Arjantin yapan kuklaları ahir zamanın liyakatsiz yöneticilerini sevenlerinize takipçilerinize ilahlaştırıyorsunuz haşa. lütfen sadece övgüleri değil eleştirileri de yayınlayınız belkide bu mesaj size hiç ulaşmadan o küresel medya çöplüğünde eleniyordur. daha önceki mesajlarımda yayınlamamıştı hoşkalın.

(CEVAP: Erkan bey ilginiz için teşekkür ederim. Eleştirileri yayınlarız ama yazdığınızı bir daha okuyun lütfen. "hasa"da deseniz de "İlahlaştırma" ithamınız çok acı verici. Biz mutlak olarak sadece Allah'a güvenir ve sadece oma ibadet ederiz. Gerisi hikaye. Eğer bu yazı eleştiri değilse, eleştiri nasıl olur. Eleştiri ile hakaret ve küfrü karıştırıyor olmayasınız.)

Yakup Kutan | 18.05.2015 20:15:24 muhterem üstadım kaleminize sağlık. Mevla güç kuvvet versin. O ilahiyatçıların çoğu ...ti! Artık sizi duyamazlar...

İSMAİL AKMAN | 18.05.2015 18:25:43 hocam ALLAH'IN izniyle her türlü yabancı ve dönme tohumları ıslah edecez ve İNŞALLAH her alanda olduğu gibi bu alanda da yerli olacaz
zaten tohum yerli değilse hiç bir mahsul yerli olamaz.

Ahmet Cemil | 18.05.2015 18:25:43 Selamaleykum
Kemal Abi söyledikleriniz çok doğru, keşke yazdığınız gazete bari ilk sayfaya çekseydi, maalesef bırakın ilk sayfayı sizin yazınızı bile göremedim. (zaten diğer medya -yandaşı, candaşı dahil- hiç görmüyor)

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


TVNET'te gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı


Ekmek Çalıştayı

+ Devamı