Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Yediğim en değerli 'tokat'...

Makaleler18 Kasım 2014 Salı

Bundan otuz yıl önce bugün bile şeref duyduğum bir tokat yemiştim.

İnsan yediği bir tokattan dolayı, üstelik otuz yıl sonra bile memnuniyet duyar mı?
 
Yılını tam hatırlamıyorum ama galiba orta sonda idim. Konya’nın o yıllarını bilenler hatırlayacaktır. Alâaddin’den Mevlana’ya doğru giderken valiliği geçince tam köşede bir banka binası vardı. Sonra belediye istimlâk etti ve o bankada halen kullandığı eski belediye binasına taşıdı.
 
O zaman henüz banka taşınmamıştı. Bir arkadaşımla iki caddenin tam köşesindeki bankanın önünde buluşmak üzere sözleşmiştik. Biraz erken gelmiş olmalıyım ki, bankanın önünde avare avare beklemem, bir Müslüman’ın dikkatini çekmiş.
 
Yolun karşısından geçmekte olan yaşlı, muhtemel Osmanlı bakiyesi, beyaz sakallı bir amca bana eliyle işaret ederek yanına çağırdı. Yaklaşınca “evladım ne bekliyorsun” diye sordu.
 
“Arkadaşımı’ dedim.
 
“Buranın neresi olduğunu biliyor musun?” diye sorunca “… bankası” dedim.
 
“Sen talebe misin, çırak mı?” dedi.
 
“İmam Hatip’te talebeyim” deyince, yüzüme hafifçe bir sevgi tokadı attı. Sonrada yanağımdan çekerek “güzel yavrum, kastım seni incitmek değil, kulağına küpe olsun, sende bir hatıra, iz bıraksın istedim. Zira hem İmam Hatip mektebinde okuyor, hem de haram bir işle iştigal eden bankanın gölgesinde bekliyorsun. Güzel evladım, bir bankanın gölgesinde durmak bile insana günah olarak yeter. Bu köşede bekle, oraya doğru bak, arkadaşın gelince yanına çağır”  dedi ve alnımdan öperek, hakkını helâl etmemi istedi.
 
“Ne demek dedeciğim” demeye kalmadan aynını tekrarladı. “Aman evladım, faizden, haramdan uzak dur, uzak dur. Haram ateştir, haram ateştir…” dedi boğuk bir sesle.
 
Sonrada mahcup bir ses tonuyla “helâl ettin değil mi?” diye sordu adeta yalvarırcasına. Elini öptüm ve “elbette dedeciğim elbette” dedim.
 
Muhtemelen vefat etmiştir, Allah mekânını cennet kılsın, o muhteşem adam bana hayatımın en güzel tokadını/hediyesini/dersini verdi ve gitti. Kimdi bilmiyorum ve bir daha görmedim onu.
 
Çocukluk işte aklımdan çıkmıştı onun nasihati. On beş yıl önce hatırladığımda aradan çok zaman geçmiş, nasihate ihanet etmiş, bankaların bırakın önünden geçmeyi, isteyerek veya istemeyerek de olsa kredi kartlarını kullanmıştım. Bir gün oradan hızla geçerken, aklıma geldi bu hadise. Bunun üzerine bir daha kredi kartı kullanmamaya söz verdim ve yaklaşık 13-14 yıl önce kartı attım, bankalardan uzak durdum.
 
“O HELÂYA GİRİLMEZ…”
 
Asıl söyleyeceklerime gelmeden önce benzer bir hadiseyi daha nakledeyim. Belki zamane insanının aklını başına getirir.
 
Yakınlarımdan bir çocuk 1980 yılında bir M. Piyango bileti alır. Kendisine en büyük ikramiye çıkar. Babasına koşup durumu bildirir. Harama el sürmeyen amcam, Dereli Mustafa Hocaefendi (Parlaktürk)’ye gidip, “Hocam bunun haram olduğunu biliyorum. Parayı alıp da fakirlere versek olur mu?” diye sorunca “hayır” cevabını alır. “Peki, alıp hayır işlerinde kullansak, mesela su hayrı yapsak…” “hayır, o sudan Mü’min içemez” cevabını alır.
 
Bu kez de “dağa-taşa su hayratı yapsak hayvanlar istifade etse…” “Hayır, ondan içen hayvanların eti yenmez” cevabının üstüne, hoca efendi ekler, “helâ bile yapsan bir Müslüman oraya girip abdestini bozamaz!” Bunun üzerine amcam bileti yırtıp çöpe atar.
 
Bu hadiselere bugünden bakınca, özellikle de artık bankalardan çıkmayan Müslümanları hatırlayınca, yaşamakta olduğuma inanamıyorum. Ya o insanların dini farklıydı, ya da bugünkülerin… Bir de faize farklı kılıflar giydirip, adım adım meşrulaşmasına izin veren günümüz âlimlerini gördükçe, kahrolmamak neredeyse imkânsız.
 
Çocukluğumu geçirdiğim dağ köyünde, o günlerde bir köylüye “banka nedir” desek, yüzde 95’i asla bilemezdi. Ama bugün kredi borcu olmayan, cebinde çiftçi kartı/kredi kartı bulunmayan pek kimse kalmamış...
 
Bugün ben kiramı elden ödeyemiyorum. Birileri bankadan ödemeye mecbur bırakıyor. İmtihanı bol, sorumluluğu ağır, vebali çok, kısaca zor bir çağdayız.
 
Bu halden mutsuz pek çok insan olduğundan kuşku yok. Ama pek çoğu bir değişim istiyor mu, bundan da pek emin değilim. Allah (c.c.) aklımızı başımıza toplatıp, encamımızı hayretsin. (Âmin!)
 
HALK SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYORMUŞUM…
 
Bundan sonra yazacaklarım başka bir makale konusu olmalıydı ama vakit sorunum var. Bir süre yazı kaleme alamayabilirim. Bu nedenle kayda geçeyim, lazım olabilir.
 
Geçenlerde telefonuma, ifadeye çağıran bir mesaj geldi savcılıktan. İfade vermeye gidip, müştekinin Tarım Bakanı olduğunu görünce, aklıma Gandhi’nin şu sözü geldi.
 
“Önce sizi görmezlikten gelirler, sonra gülerler, sonra saldırırlar, ondan sonra siz kazanırsınız!”
 
Demek ki, saldırı safahatındayız. Ama neden bu kadar gecikti? Bu saldırı, bakanlığının bitişine 5-6 ay kala mı olmalıydı? Hâlbuki daha önce bekledim. Neyse ki, gecikmeli de olsa geldi. Aslında en az beş yıldır, peşimden aramadıkları, engel olmaya çalışmadıkları kanal, gazete kalmadı neredeyse. Giderayak “hasım” olarak da ilan ettiler.
 
Suç duyurusunun gerekçesi, Dr Yavuz Dizdar hoca ile birlikte bir kanalda yaptığımız konuşma...
 
İkimiz birden, “gerçek dışı ve bilimsel temeli olmayan açıklamalarda bulunmak, kamuoyunda korku ve paniğe neden olmak, alınan önlemlerin etkisini azaltmak, halk sağlığını olumsuz etkilemek, toplumdaki farkındalığı tehlikeye düşürmek, sanki mevzuat ve uygulama açısından bir eksiklik varmış gibi bilgilendirme yapmak, halkın sağlığını tehlikeye düşürmek…” gibi gibi suçları(!) işlemekle itham ediliyoruz.
 
Savcı ne karar verir bilemeyiz. Takipsizlik de verse, hakkımızda dava da açsa, bu “şeref” bana/bize yeter. Vasiyetimdir ki, arşivimdeki bu belge ile kitaplarım kefenimle birlikte mezarıma konula.
 
Kimin küresel şirketlerin emrinde, kiminde Hak’kında peşinde olduğunu hem Yüce Allah (c.c.), hem de mesajımızın ulaştığı toplum biliyor.
 
Şükürler olsun ki, “Fransız şövalyesi nişanı”nın değil de, şövalyenin ithamının sahibiyiz.
 
Gayrısı lafı güzaftır.
 
Vesselam!

RTÜK'ten "Fransız Şövalyesi"ne tokat gibi cevap

OKUNACAK KİTAPLAR
KENT, İSLAM VE KAPİTALİZM
Şehre Yürüyelim Batı Yıkılacak
Lütfi Bergen

Doğu Kitapevi



İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 3791509
 

ruhi | 22.11.2014 12:15:26 esselamü aleyküm kemal özer abi sizi yakindan tanimayi cani gönülden isterdik dualarda bulusmak dilegiyle
cenabi mevla yar ve yardimciniz olsun
hepbirlikte diyelim AMIN
viyanadan selam sevgi ve muhabbetle

Nurten | 21.11.2014 02:09:41 Esselamun Aleykum Kemal Bey, hakkinizda dava acanlara ulasabilecegimiz ve sizinle ilgili goruslerimizi iletebilecegimiz, bu olayda taraf olabilecegimiz spesifik e-mail adreslerini ulastirabilirmisiniz? Iyi dilekler sunmaktan ziyada, bizzat sizi cani gonulden desteklemek isterim/isteriz.. Rabbim sizlerle/bizlerle beraber biiznillah.. Allaha emanet olunuz..

(BİLGİ NOTU: Siz ve diğer dostlara teşekkürlerimi sunarım. Onlara ait www.mehdieker.com/iletisim/iletişim-ulaşım hariç hiçbir iletişim bilgisine sahip değilim. Olsa da gerek yok zaten. Allah herşeyi görüyor ve melekleri kaydediyor. Hesap gününde mutlaka sizlerinde şahitliğinde hesaplaşacağız.)

Burçin | 20.11.2014 20:22:56 Sizi ilgiyle, sevgiyle takip ediyor ve çalışmalarınızı çok takdir ediyorum. Bizi aydınlatmaya, ışığımız olmaya devam edin.

hasan | 20.11.2014 20:22:56 s.a. gönlümüzdesiniz, bizleri bilgilendirip şuurlandırdığınız için Allah yar ve yardımcınız olsun

Ali Can | 19.11.2014 20:16:26 Kemal bey, bu şeref size yeter. ... Hayatınız hayırla olsun.

abdullah | 19.11.2014 20:16:26 İdam edilmeden önce karısı Xanthippe Sokrates'e şöyle der:
- Ama sen suçsuzsun; suçsuz yere idam ediliyorsun.
Sokrates'te buna karşılık şöyle bir cevap verir:
- Be kadın suçlu olarak idam edilmemi mi yeğlerdin?

ruveyda | 19.11.2014 01:05:18 Selamlarin en güzeli sizin üzerinize olsun pek kıymetli Bilge Adam, gerçek ilim insanı Hocam,
Biz sizin ufkumuzu bunca genisleten, bize modern olduğu söylenen bu asırda; güneşi ceplerinde kaybedenler toplulugu çağında, birazcik da olsa ışığı sayenizde gördük biiznillah...
Lütfen aklınızda bulunsun...
Aydınlatttığınız bu kitlenin/Bizlerin kalbi dualari sizinledir Sevgili Hocam...
Muhabbet ve saygilarimizla...

abdulvahap | 19.11.2014 01:02:18 'Muhakkak ki İbrahim; başlı başına bir ümmetti....)Nahl-120. Allah yardımcınız olsun ağabey..

Esengül Cil | 18.11.2014 20:03:36 Cihat sadece savaş meydanlarında değil artık! Gazanız mübarek ola, Rabbim yar ve yardımcınız olsun inşallah.

Mehmet Demir | 18.11.2014 20:03:36 Her iki kıssa da çok güzeldi. Konya böyleydi ama ne hale geldi, görünce üzülüyorum artık...

Soruşturma kısmına gelince, siz doğru bildiklerinizi yazmaya devam edin. Alan alır, almayana lafı güzaf demişsiniz ne güzel...

meliha | 18.11.2014 18:51:45 Hocam makalelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum, arayı fazla uzatmayın. Selametle...

behiye cengil | 18.11.2014 19:00:29 'tarih tek kişilik cesur insanların hikayesidir' diye geçti içimden makalenizi okuyunca. hürmetler.

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı