Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Tablet neslinin ‘oyunu’ alamamak

Makaleler12 Haziran 2015 Cuma

Kemal Özer'in Yeni Söz Gazetesi'nin 12 Haziran 2015 tarihli nüshasındaki köşe yazısı
 

3 Kasım 2002’de, yüzde 34,28 oy almış bir partinin, 13 yıllık iktidarından sonra hâlâ yüzde 41 oy alabiliyor olması kesinlikle bir başarıdır.

Bir partinin daha barajı aşması neticesinde, sandalye sayısının yetersiz kalması üzerinden okunan sonuç, tek başına hükümet kurma beklentilerini karşılamadığı için “başarısızmış” gibi gözüküyor veya öyle addediliyor.

Görünen tablo aslında bize bir meseleye nereden baktığınızda, nasıl bir sonuç elde edeceğinizi göstermesi bakımından oldukça ilginç bir örnek.

“Emin” olamadığımız sonuçlara göre, 12 ilde üç kişiden ikisi oyunu HDP’ye vermiş. Bölgeden gelen haberlere göre sandığa seçmen değil, silahlar hâkimmiş. Buralarda oylama da, sayım da can korkusuyla yapılmış. Aslında seçim öncesi asılan afişler, sözler ve seçimin ikinci günü işlenen cinayet bu gerçeği doğrulamak için yeterli değil mi?

Diyarbakır’ın … köyüne kayıtlı bir seçmen, oyunu kullanmak için köye gidecek otobüse binmek istediğinde, HDP’ye oy vermeyecekse binemeyeceği söylenir.

Kayıtlı olduğu sandığa vardıklarında masada bir tomar kimlik vardır. Dahası bu seçmenin oyu da kullanılmıştır. “Benim oyum kullanılmış” dediğinde, “HDP’ye vereceksen, sende biri adına kullan” derler.

Bu seçmen diyor ki: “Sandıkta sadece HDP temsilcileri vardı. Hayatımda ilk kez sandıkta bu kadar baskı ve can korkusu yaşadım.”

Bir seçmen aynı zamanda terör örgütünün elemanı ise ve orada seçim yapılıyorsa, o sandık açısından gerçek bir seçimden söz edilebilir mi? HDP silaha güvenmeseydi, tüm iç ve dış desteğe rağmen, seçime parti olarak girebilir miydi?

Oransal bir başarı söz konusu olsa da, bir yıl önce yapılan il genel meclisi seçimlerinde yüzde 43,40 oy almış Ak Parti’nin, bu seçimde yüzde 41’e düşmesi elbette tartışılmalı ve değerlendirilmelidir.

Bu düşüşün kalıcı olmayıp tersine çevrilmesi için derinlemesine bir tartışma kaçınılmazdır. Tespit ve eleştiriler yapıcı olduğu müddetçe de, Ak parti’nin yararınadır.

Düşüşe doğu açısından bakacak olursak, Ak parti’ye yönelen en önemli eleştirilerden biri, bölge adaylarına yönelik... Zira milletvekilleri önemli ölçüde “zayıftı” ve bölgeden bakan yapılan kişi tüm eleştirilere rağmen hiç değiştirilmedi. Bu “ısrar” hem doğuda, hem de batıda acı faturaya yol açtı.

Bundan çok zarar görsem de sadece “yanlış” olduğuna inandığım için iktidarın bazı uygulamalarını gerektiğinde dostça eleştirdim. “Doğru” olduğunu düşündüğüm icraatlarını da hiçbir makam, mevki, para, pul hesabı yapmadan destekledim.

Eleştirdiğim için de zarar gördüm, desteklediğim için de. Tamamından alnımın akıyla çıksam da, son bir yılda bir bakanlık tarafından çok kez suç duyurularına maruz bırakıldım. Savcılıklara gönderilerek yıldırılmak istendim.

Bunu yapanlar, düşmanlarıyla sarmaş dolaş olup, biz dostlarına 13 yıllık iktidarlarında “be arkadaş sen ne diyorsun” diye bir kez olsun sormadılar.

Dün hiçbir dostane uyarı yapmayanların, üç dört dündür yönelttikleri acımasız eleştirileri okuyup acı acı tebessüm ediyorum sadece.

Zamanında derinlikli gözlem ve güçlü analizleri yapabilen vekil sayısı yeteri kadar çok olsaydı, bugün Ak Parti’nin oyları belki de yüzde 50’den yukarı olabilirdi.

Ak Parti’nin muteberleri, çoğu kez birikimli, tecrübeli, kendini yetiştirmiş kimseler değil, batıda lisans, yüksek lisans ve doktora yapmış, prezantabl, 20’li bilemedin 30’lu yaşlarındaki gençlerdi. Yani batı virüsünü yemiş, dolayısıyla aklı batıda kalmışlar…

İstişare edilme makamındaki “müşavir”in adı, modern zamanlarda “danışman”a dönüşmüş, o da önemli ölçüde amacı dışında bir role büründürülmüştür.

Danışman, birikimi sadece kitabî olmayan, yaşı kemale ermiş, dünyevi arzu ve emelden uzak, tehditlere boyun eğmeyen, muhakeme kabiliyeti güçlü ve kartvizitle işi olmayan kimselerden yapılmalıydı.

Bazı danışmanlar gazetede köşe yazıyor, radyo ve televizyonlarda program yapıyor, konferanslara gidiyor, nargile kafelerinde akıl dağıtıyor, galiba vakit kalınca da “danışmanlık” yapıyor.

Kabul edelim ki, Ak Parti’nin “öz güveni” çok yüksekti. Duygusal nedenlerle, tabanı olmayan pek çok kişi aday yapıldı.

Muazzam şartlarda deri gibi harmanlanarak, demir gibi harlanarak yetiştirilmiş Sultan Fatih ile Google, Vikipedia ve WhatsApp çağının apolitik “tablet nesli” mukayese edilmeye kalkıldı.

Üniversite harcı kaldırılan, bursla desteklenen, konforlu yurtlarda barındırılan o tablet neslinin, Ak Parti’nin bunları yapmaya “mecbur” olduğunu düşünmesi önemsenmedi. Doğru olmadığı halde dağa taşa üniversite açılıp, herkes üniversiteli yapılmaya kalkıldı.

13 yılda yapılanları herkesin bildiği varsayımıyla yürütülen, müziğinden sloganına kadar seçim kampanyası, kararsızları veya kızgınları etkilemedi.

Mitinglerin, Ak Parti’nin Ak Partililere propagandası olduğu gerçeği görülemedi.

Konuyu ele almaya devam edeceğiz inşaallah!



İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 3430591
 

hero | 17.06.2015 01:02:09 Hocam Allah razı olsun kaleminize kuvvet versin Allah..

Meliha Sevimli | 15.06.2015 12:46:33 Hocam yaklaşık 3 senedir makalelerinizi heyecanla bekleyip okuyorum.
Ak partinin doğruları çok ama yanlışları da yok değildir. Sözünü ettiğiniz gibi bazı dost görünen yazarları da ha bire cilaladılar, hiç bir eleştiri yazısı bulunmayanlar seçimden hemen sonra eleştiri uyarı yazılarını döşeyenler pek çok inşALLAH düştüğü bu durumdan hatalarını düzeltmiş ve daha güçlenmiş hatalarından dersler çıkarmış olarak yeniden şahlanır. Mazlum Müslüman kardeşlerimizin de umudu olmaya devam ederiz. ALLAH'a emanet olunuz.

Bedia Horoz | 14.06.2015 14:10:03 Hocam neslimiz bu hale nasıl geldi?

Hocam, tespitleriniz mükemmel. Makam mevki peşinde koşarsan sonuçlarına katlanırsın.

Suçu başkasın da aramak her zaman kolaydır. Bundan sonraki yazılarınızda biraz daha nokta atışları yaparsanız halkımız aydınlanır. Sözünüzden dönmeyin. Biz sizi verdiğiniz sözleri yerine getirdiğiniz için seviyoruz. Her daim de böyle olacak. Rab'bim yolunuzu açık etsin.

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


TVNET'te gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı


Ekmek Çalıştayı

+ Devamı