Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Sevdiğinizle haşr olunacaksınız!

Makaleler6 Temmuz 2011 Çarşamba

Kavramlar da, din ve insanlığın tarihte geçirdiğine benzer bir tarzda tekâmül geçirmiştir.
 
Kavramların aksine yağmacılık eylemi ise, özellikle 15. yy’dan sonra küçük gruplardan ziyade, devletlere ait kamusal bir fiil halini alır. 18. yüzyılla birlikte ise şirketlere…
 
Cahili bir gelenek olan yağmacılık, sadece maddi varlıklara uygulanmakla kalmayıp, değer ve kavramları da kapsar ne yazık ki.
 
Modern çağ yağmacılığı ise, indirgemeci ve sıradanlaştırıcı yaklaşımını yaygınlaştırarak, insan ve dinlerle beraber doğal olarak kavramların da derin anlamlarını yok ediyor.
 
Adalet, zulüm, sabır ve hukuk gibi kavramları gündelik yaşam veya ideolojik söylemde diline pelesenk edenlerin çoğu, bu tür kavramlarda mündemiç olan anlam derinliğini yağmaladıklarını ve sıradanlaştırdıklarını görürüz.
 
‘Beyaz adamın’ dışında kabaca herkes, dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şeyin “adalet” olduğu konusunda hemfikirdir. Haksız da değiller.
 
Modern çağın dışında genlerimize işletilen ‘sabır’la ilgili, büyük mütefekkir İmam-ı Gazali sabrı; iffet, şecaat, hilm ve kanaat olarak sınıflandırıyor. Bunun yanı sıra, sebepsiz ve zaruretsiz her şeye sabretmeyi merkepliğe benzeterek, “Zulme sadece merkepler razı olurlar. Oda bir yere kadar” diyerek noktayı koyuyor.
 
Gazali bu gereksiz sabrı, “hilmi hımari” olarak tanımlıyor.
 
Çoğu âlim, “Allah’ım bana sabır ver ve beni sabırlılardan eyle” ifadesini, belâ davetiyesi olarak görüyor.
 
Sabretmek ama neye ve ne kadar? Güzellik tecellisini arzulayarak, Allah’ın nehiylerine karşı sabrın insanı olgunlaştıracağından ve derecesini âlî kılacağından şüphe yok.
 
Amma velâkin, sebepsiz yere bir zalimin zulmüne sessiz kalmanın ‘rıza’ anlamına geldiğini, “zulme rıza zulümdür” düsturundan biliyoruz.
 
Bir şeyler yapabilecek fırsat doğmuşsa, hele de iflah olmaz bir zalime karşı korkuyu yenmişseniz, hiçbir sabır telkinini kulak asamazsınız. Asmamalısınız da…
 
Mesela Suriye’de yarım asırdır süren Baas zulmüne sabretmek, öyle mi? Kimileri mezhepçi, çıkarcı ve komplocu yaklaşımlarla bunu öğütlüyorlar Suriye halkına.
 
Öyle şeyler söylüyorlar ki; ne vicdanla ne izanla ne de akılla izahı mümkün...
 
Neymiş efendim, ‘Suriye rejimi iyi değil’mişmiş ‘ama bu göstericileri Amerika ve İsrail destekliyor’muş.... ‘Göstericilerin elinde dünyanın en ağır silahları var’mışmış… Hamalı Şeyh hâşâ ‘kızlara tecavüz edip, suçu askerlerin üstüne atın diye fetvalar veriyor’muşmuş… Ardı arkası kesilmeyen iftiralar zinciri…
 
Suriye halkına sabır tavsiye edenler, peki siz 32 yıl önce Şah rejimine neden sabretmediniz? Neden İsrail zulmüne sabretmiyorsunuz? Biliyorsunuz ki, İsrail bugüne kadar hiçbir yurttaşına ve kendi kadınlarına tecavüz etmedi. Lakin bir avuç katilden müteşekkil Baas rejimi, kendi yurttaşını katlediyor, kendi kadınlarına tecavüz ediyor.
 
Yarım milyon Kürt’e bir asırdır nüfus kâğıdı vermediği gibi, ev bark edinmesi bir yana, resmi olarak evlenmesine bile izin vermedi. Hıristiyan, Müslüman, ateist veya başka bir inanışın mensubu olup olmamanın önemi olmaksızın, rejimin eline düşüp de canını kurtaran kaç insan var Suriye’de?
 
Şah’ı devirip tüm Müslümanların dualarını arkalarına alanlar, şimdi Şah’a rahmet okutan Baas zulmüne karşı eşek sabrını öneriyorlar Suriye halkına.
 
ABD ve İsrail masalını ortaya atıp, herkesin gözünün içine baka baka yalan haber yayıyorlar. Sonra çıkıp, kendilerine inanmamızı istiyorlar. Her itirazı mezhep bağlamına götürüp, kardeşlik hukukunu zedeliyorlar. Ve utanmadan, Türkiye’yi Güneydoğu sorunu üzerinden tehdit ediyorlar.
 
Hak ve adaletten uzaklaştıran taassupları yüzünden, bu bumerangın kendilerini de yutacağını göremeyecek kadar körler.
 
Ama artık yaygın tabirle, cin şişeden çıktı. Ve gönül ferman dinlemiyor artık. Bu saatten sonra kimsenin yalana ve zulme tahammülü yok.
 
Unutmamak gerekir ki, kişi sevdiğiyle beraberdir. Hafız Esad, Beşşar Esad’ı seven elbette onlarla birlikte haşr olunur. Şayet, Baascılarla haşr olunmak istiyorsanız elbette bu sizin tercihiniz.
 
OKUNACAK KİTAPLAR
Salyangoz-Suriye Zindanları
Mustafa Halife
Suriye'yi anlamak isteyen herkes okumalı
Mana Yayınları

İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 563762
 

Nusret DEMİROĞLU | 29.03.2014 21:02:27 Efendim: “Zulme sadece merkepler razı olurlar. Oda bir yere kadar” Makalenizden Aldığım Alıntı İle ; İyiki Sizin Gibi Aydınlarımız Düşünce ve Araştırma İnsanlarına Sahibiz...Yoksa Ülkemizde' ki Ne Olduğu Kim Tarafından Yönlendirilip,Aydın Araştırmacı Diye atanmış Ateistlere Vatan Hainlerine Ülkemiz Kalacak...

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı