Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

MSG'nin zararları Shov Tv Ana Haber'de

Videolar17 Aralık 2010 Cuma


Kemal Özer, 5'inci tat olarak anılan MGS'yı Show Haber'e değerlendirdi
 


M S G

Gazlı içecekler ve meyve suları da dâhil çok sayıda gıdaya, aromasını artırmak için eklenen ‘MSG’, ‘vetsin’ ya da açık adıyla ‘mono sodyum glutamat’ (E621) bağımlılık yapıcı bir katkı maddesidir. Aynı zamanda bir tuz olan bu ‘glutamat’ bilim çevrelerinde acı, tatlı, tuzlu ve ekşinin yanı sıra ‘5’inci tat’ olarak adlandırılır ve ‘umami’ diye isimlendirilen bir tat ortaya çıkarır.

Gıdalarda, MSG (Mono Sodyum Glutamat) dışında; E620, E622, E623, E624, E625, E626, E627, E628, E629, E630, E631, E632, E633, E634, E6315, E636 gibi çok sayıda aroma artırıcılar da kullanılmaktadır. Glutamat, proteinin ana bileşenidir.

Gıdanın türüne göre, yüzde 0,1 ila yüzde 0,8 aralığında, hemen hemen bütün protein içeren gıdalarda tabiî olarak bulunur. Bilimsel araştırmalar sonucunda; besinde tabiî olarak bulunan glutamatın, bağırsaklar için ana enerji kaynağı olduğu ve aynı zamanda beyinde nörotransmiter olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Kan-beyin bariyeri (kandaki maddelerin beyin hücrelerine geçmesini kontrol eden bariyer) glutamatın geçmesine izin vermez. Bundan dolayı beyin kendi glutamatını glikoz ve diğer aminoasitlerden kendisi sentezler.

Vücudun ihtiyacı kadar glutamat, hemen her tabiî gıdada yer alır. Daha fazlasına ihtiyacımız olmadığı halde, günümüz endüstrisi, ürünün tadını daha lezzetli göstermek için, çok miktarda MSG ve türevlerini gıdalara eklemektedir. Bu sayede, gıdaların orijinal tadını artırmakta ve onları daha lezzetli hâle getirmektedir. Bu tada alışan tüketiciler ise, sürekli bu tadı aramakta ve o markaya ve ürüne ‘bağımlı’ hâle gelmektedir.

Artık, Türkiye başta olmak üzere çok sayıda ülkede kullanımına izin verilen ya da hiçbir sınırlama getirilmeyen bu tür lezzet artırıcılar, toplum sağlığının önündeki en büyük sorunlardan biridir. Mono sodyum glutamat, ilk olarak 1909’da buğdaydan üretildi. Ancak günümüzde, bakteriyel fermantasyon yolu ile şeker, melas ya da nişasta içeren sıvı bir ortamda üretilmekte. Filtrasyon, saflaştırma, nötralizasyon, kristalizasyon ve kurutma ile beyaz bir toz haline getirilmekte.

Gereksiz olarak eklenen bu glutamatın; astım, halsizlik, uyuşma, çarpıntı, Alzheimer, Parkinson, göz hasarları, çocuklarda büyüme hormonunun baskılanması gibi sorunlara neden olduğu belirlendi ise de, çoğu rapora göre MSG güvenilirdir. Oysa İndigo dergisinde çıkan habere göre öyle değil: “Hirosaki Üniversitesi’nde Hiroşi Ohguro ve ekibi tarafından yapılan deneylerde, farelere çeşitli miktarda monosodyum glutamat verildi. Japon bilim adamları, Glutamat maddesinin retinadaki (ağtabaka) hücrelere saldırdığını ve bu nedenle farelerin, örme yeteneğinin azaldı ğını tespit ederler. Araştırma ekibinin lideri Hiroşi Ohguro, MSG (E621) maddesinin yoğun olarak kullanıldığı Asya bölgesinde, glukom olarak bilinen göz hastalığının bir çeşidinin çok sık görüldüğünü belirtiyor.”

Ortaya çıkardığı bağımlılığın haricinde, MSG’nin neden olduğu ispatlanan zararlardan bazıları:
• Sinir hücrelerine zarar veriyor.
• Merkezi sinir sistemini tahrip ederek Alzheimer, Parkinson, Huntington ve
sara (epilepsi) hastalıklarına neden olabiliyor.
• Göz retina tabakasına hasar verebiliyor.
• Doyma mekanizmasında bozukluğa ve dolayısıyla obeziteye neden olabiliyor.
• Çocuklarda büyüme hormonunun baskılanmasına neden olabiliyor.
• Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet gelişimine neden
olabiliyor.
• Böbrek ve karaciğerde hasara neden olabiliyor.
• Annenin MSG’li gıdalar tüketmesi durumunda, hamiliğinde plasenta bariyerini
geçerek, bebeklerde de aynı etkilere neden olabiliyor.
• Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüs sıkışması, boyun arkasında yanmalara
neden olabiliyor.

Kaynak: Şeytan Ye Diyor sayfa 303-304, Kemal Özer, Hayy Kitap


İsim
Mail
Mesaj
 

İyi Gıda Kötü Gıda
Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

30 Mart 2016 Çarşamba

TVNET'te gündemi değerlendirdik


12 Ekim 2015 Pazartesi

Ankara'da terör saldırısı


TVNET'te gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


Ülke Tv'de Belçika saldırısını değerlendiriyoruz

+ Devamı


Akit tv'de terör türlerini konuşuyoruz

+ Devamı


Ülke Tv'de gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


Canan Karatay'la Ümraniye'de idik

+ Devamı


Her haftasonu Bayezit Kitap Fuarında imza

+ Devamı


12 Haziran'da Başakşehir'deyiz

+ Devamı


İzmit Kitap Fuarında imza

+ Devamı