Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Merhaba

Makaleler12 Mayıs 2011 Perşembe

Karanlık korkutur. Zifiri karanlık aklını alır insanın. Oysa bu an, ışığa, selamete, kurtuluşa en yakın olunan an.
Portekiz’in önerisi üzerine 15 Kasım 1884’de toplanan Berlin Konferansı ile Afrika’da fiili işgal dönemi başlar. Ardından gelen süreç, bir yandan Osmanlı’nın sonunu getirir, diğer yandan da Ortadoğu’da yüzyıldan fazla sürecek işgal, sömürü ve tiranlıkların oluşmasının zeminini hazırlar.

Bölge, batılıların istilasına uğramış ve Osmanlı bölgeden çekilmiştir. Bölgenin yeraltı kaynakları sömürülmekle kalmaz, bölge, ürününe zehir katan bir aşçı misali zehirle yoğrulur.
Güya terk ettikleri devletçiklerin başlarına, kendilerinden adeta ruh üfürdükleri kuklalarını yerleştirirler.

Ne altından, yakuttan ve zebercetten bin sütunu olan saraylar yaptıran Şeddat’ın düzeni, ne Büyük İskender’in kurduğu devlet, ne Çin, ne Sasani, ne Roma ne de Osmanlı kalıcı olabildi.

Elbette kan ve gözyaşı üzerine kurulan batı kurgusu sistem ve rejimlerinde bir sonu vardı.
Rusların Afganistan işgali, İslam dünyasında yeni bir uyanış meydana getirdi. Hikâyeler, şiirler, marşlar, ağıtlar yazıldı.

Bosna dramı, batı yakasındaki “yitik halka”nın keşfine neden oldu.
Afganistan’ın bu bez ABD ve ortaklarınca işgali, ardından Irak’taki katliam, öfke ateşini körükledi.

İnternet
denilen bir silah keşfedildi. Gençlerin elindeki bu “devrim silahı”, rejimler için mezar, insanlar içinse yeni bir başlangıç oldu.

Kan akıtmayan, gözyaşı dökmeyen
bu silahı, rejimlere doğrulttu gençler. Görüldü ki, ne atom bombası gerekiyormuş ne de napalm…

İbadetlerin dakik olması ve daha çok kişinin ibadete katılması için saati kullanmaya başlayan Manastır, sonunda müdavimlerini kaybetti. Manastırdan çok, Kapitalizm’e hizmet etti saat.

Luther, matbaanın keşfinin tüm Hıristiyanları papazlar kadar bilgili ve dindar yapacağına inanıyordu. Oysa Hıristiyanlar, matbaanın keşfinden sonra hızla dinlerinden uzaklaştılar.
Bir keşfin veya bir teknolojinin, toplumları nereye götüreceğini baştan kestirmek oldukça güç. Kâşifler, keşiflerinin sonucuna kendileri karar veremezler. Her gelişme, beklenmedik sonuçlar doğurabilir.

Gençler, İnternet ve cep telefonlarını bir devrim silahına dönüştürüp; 1987’den bu yana Tunus’u demir yumrukla yöneten Bin Ali’nin,

1981’den bu yana Mısır’ı, İsrail’in vilayeti gibi idare eden Hüsnü Mübarek’in sonunu getirdi.
Korku duvarı aşıldı. Süreç, Tunus ve Mısır’la sınırlı kalmadı. 1978’den bu yana Yemen’i yöneten Ali Abdullah Salih düştü düşecek…

1969’dan bu yana, hem Libyalıların hem de dünyanın başına belâ olan şizofrenik Kaddafi, giderayak ülkeyi cehenneme çevirse de son günlerini yaşıyor…

Suriyelilerin olduğu kadar, Filistinlilerin, Lübnan’ında başına belâ olan ve 1979’dan bu yana yüz binlerce insanı öldürmüş, milyonlarcasını işkenceden geçirmiş Esad Hanedanlığı’nın çöpe atılmasına da sayılı günler kaldı.

Yani Ortadoğu’ya bahar geldi. Ortadoğu’ya bahar gelmesi, Müslümanlar için olduğu kadar, insanlık için de yeni bir baharın müjdecisi.

Bütün bu gelişmeler, bize, batı sömürgesi ve doğu tiranlıklarının sonunun geldiğini müjdeliyor.

Malum, bütün bebekler dünyaya ağlayarak gelirler. Bu ağlama, hüznün değil canlılığın ya da yaşamın habercisi…

Asırlardır beyinlerimize ve dilimize pranga vurdular. Biz, bu yüzden zamanın/çağın hakkını ver(e)medik. Kaygısız, hissiz ve sözsüz yaşadık veya yaşamaya mecbur bırakıldık.

Ama o günler geride kaldı. Dünyada oluk oluk akan kan ve gözyaşı, gün sayan baharın doğum sancısı.

Bu doğumu artık kimse engelleyemez. Doğuda dökülen kan ve gözyaşı, herkesi büyüleyen güneşin kızıllığını andırıyor.

Fecre yakın bu zamanda, yeni bir gazete çıktı. Mensupları ve emek verenleri, dünyaya “yeni bir söz” söylemek istiyorlar. Herkesin çok şey bildiği ve çok şey söylediği bir dünyada, “yeni bir söz” iddialı bir çıkış.

Bu çıkışın, bu baharın bir kandili olması dileğiyle, herkese tekrar merhaba!
 
www.twitter.com/ozerkemal

Bu makale Dünyaya Yeni Söz Gazetesi'nde 12.05.2011 tarihinde yazarın gazetedeki ilk yazı olarak yayınlanmıştır.


İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 51104
 

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı