Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Mayın işinde kim ‘ihanet’ ediyor?

Makaleler23 Mayıs 2009 Cumartesi

Türkiye, mayınlı bir alana çekilmek isteniyor. Öyle ki iş, ‘ihanet’ suçlamalarına kadar vardı. Türkiye bu süreci doğru götürebilirse, büyük bir kazanç elde edebilir. Ancak askerlerin etkisinde kalınır ve olası baskıları göğüslemez ise bölgeyi yeni bir felakete de sürükleyebilir.

Türkiye, ‘Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası’ ile İlgili Ottawa Antlaşması’nı imzalamış ve bu anlaşma, TBMM tarafından da 12 Mart 2003’te onaylanmıştı. 
 
1 Mart 1999’da imzalanan Ottawa Antlaşması’na göre 2014 yılına kadar mayınların temizlenmesi gerekiyor. Büyük bölümü Türkiye-Suriye sınırında olan, Türkiye-Sureyi-Irak sınırındaki mayınlarla döşeli bu bölge; 877 km uzunluğunda 25 km genişliğinde dev bir arazi…
 
Bu arazinin önemli bir kısmı tarıma elverişli ve mayıslardan temizlendiğinde, ekim yapılabilecek bir nitelik taşıyor. Türkiye mayından temizlenen arazinin tarımda değerlendirilmesi istiyor. Bunun içinde temizleme işini para ile satın almak yerine, ‘yap- işlet-devret’ yöntemi ile ekonomiye kazandırmayı düşünüyor.
 
Bu yöntem sayesinde hazineden para çıkmayacağı gibi arazi de tarımda kullanılacak. Böylece hem ülke kazanacak hem de yeni istihdam alanları oluşacak.
 
Ancak bu gayret, bazı çevreleri rahatsız etmişe benziyor. Konuyu bilen de bilmeyen de konuşuyor. Bu süreçte kimileri İsrail üzerinden kimileri ise Danıştay üzerinden siyasi iktidara vuruyor. Hükümette planı hakkında ayrıntılı bilgi vermiyor.
 
Yalnız konuyla ilgili en garip öneri askerden geldi. Askerler, bölgenin tarım alanı olarak kullanması fikrine sıcak bakmayarak sürece NATO’nun dâhil edilmesinden yana bir görüş ortaya koydular.
 
Edindiğim bilgilere göre bugüne kadar 17 şirket teklif vermiş. Teklif verenler arasında, batılı ya da doğulu birçok ülkeden firma var. İsrail’in bölge ile ilgilendiği ise herkesin malûmu... Bu yüzden teklif veren firmalar içinde İsrail firmaların var olması son derece doğal… Doğal olmayan, tepki verenlerin konuyu sadece bir boyutuyla yani İsrail açısından ele almış olmaları…
 
Bu bölgenin mayınlardan arındırılması şart mı? Elbette şart.
 
Peki, Türkiye bu iş için para harcamalı mı? Mümkünse hayır!
 
Türkiye bu arazileri tarım alanı olarak değerlendirmeli mi? Mutlaka.
 
Arazilerde genetiği değiştirilmiş üretim mi yoksa doğal üretim mi yapılmalı? Mutlaka doğal üretim olmalı.
 
Ülkemiz bu işten kârlı çıkmalı mı? Kesinlikle kârlı çıkmalı.
 
Bu ihaleye herkes girebilir mi? Girebilmeli ama alamamalı.
 
O halde bu ihaleyi kim ya da kimlerin alması sakıncalıdır? NATO belâsı, İsrail ve GDO’lu üretim yapan her oluşumun bu ihaleye dâhil edilmesi, Türkiye’nin geleceği açısından tehlikelidir.
 
NATO dâhil olsa ne olur? Güneydoğu’da yaşanan sorun bir NATO sorunu değil midir? O halde akıllı bir insan ya da devlet, ısırıldığı delikten bir daha sokulur mu? Akıllı ise hayır!
 
İsrail’in bölge ile ilgili uzun vadeli hedefleri var mı? Uzun vade bir yana, kısa vadeli sayısız hedefi var. İsrailli bir firmanın eline geçmesi demek burada gıda üretimi adı altında istihbarat ve askeri faaliyette bulunmaması için hiçbir neden söz konusu değildir. O halde İsrail’in içinde olduğu hiçbir oluşuma, bu ihalenin verilmesi Türkiye’nin çıkarına olmayacağı ortada.
 
Peki NATO? Nato’nun da, bu alanı bu tür amaçlarla kullanacağından çoğu kimsenin şüphesi yoktur. TSK’nın bu konuda fikrinin anlamakla birlikte kabulü zor bir öneri olduğu unutulmamalı.
 
Şu ana kadar ki süreçte bir ‘ihanet’ var mı? İhanet suçlamalarının bir ön kabulden kaynaklandığı gayet açık… Bekli de ihanetle suçlayanlar, bu suçun failleri olabilirler.
 
Tartışmanın üslûbunu doğru bulmamakla birlikte, tartışılması son derece isabetlidir. Türkiye’nin mayın ve ekim projesi doğru olsa da konunun tartışılması, hükümeti daha dikkatli davranmaya itecektir.
 
Siyasi iktidar ihale sürecinde bazı firmaları ve önerileri, milli güvenlik ve gelecek stratejisi açısından reddedebilir. Özellikle NATO, İsrail ve GDO’lu üretim yapan Cargiller ve Monsanto gibi şeytani kurum, ülke ve şirketlerin içinde yer aldığı bütün teklifleri reddetmesini talep etmek, hepimizin hakkıdır.
 
Teklif veren şirketlerin hepsinin kötü niyetli olduğu vehmine kapılmak da, doğru olmasa gerek.
 
Haksız ve yersiz eleştiriler hatta ‘ihanet’ gibi çok ağır eleştirilerin, Türkiye’yi NATO’ya mahkûm edebileceği unutulmamalı. NATO’nun burada kuracağı antenlerin, Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin başına yeni sorunlar açmasını ister misiniz?
 
Bu konuyu tartışma biçimimiz bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede muhalefet, yapıcı değil yıkıcı. Doğru muhalefet, bir konuda eleştirilerini sıralayıp ardından önerilerini de eklemek değil midir? Belli ki ellerine tutuşturulan metni büyük bir kinle okuyorlar. Siyasi ihtiraslar uğruna ülkeye yazık ediliyor.
 


İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 635965
 

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı