Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Kürtler ve BDP

Makaleler13 Temmuz 2011 Çarşamba

PKK ve BDP’lilerin silahlı ve siyasi güce sahip olmaları, bu yüzden de seslerinin daha gür çıkması; tüm Kürtlerin PKK’lı veya BDP’li olduğu gibi yanlış ve haksız bir algıya götürmekle kalmayıp, sanki tüm Kürtlerin aynı düşündüğü ve aynı şeyleri istediği hissinin oluşumuna da zemin hazırlıyor.

Elbette Kürtler de tek tip değil. Çoğunluğu Müslüman olsa da, içlerinde Hıristiyan, Sünni, Alevi, ateist, İslamcı, sağcı, solcu, liberal her inanış ve düşünce mevcut. Bu nedenle talepler de çeşitli.
 
BDP’lilerin en büyük isteği ‘Öcalan’ı da kapsayacak bir genel af. Bu bir yana, ‘demokratik haklar’ olarak dile getirilen özerklik ve ana dilde eğitim isteği, sonra ki en büyük talep gibi gözüyor. Ne yazık ki, ‘özerklik’ talebinin içi kasıtlı olarak doldurulmayıp, ucu açık bırakılıyor. Ana dilde eğitimin ise, elbette her kavmin anasının ak sütü gibi hakkı olup, geciktirilmesi de zulüm. Bu hakkın verilmesi, resmi işlemlerde tek bir dilin kullanımına mani de olmaz.
 
BDP’nin hiçbir somut adım atılmıyor gibi davranarak, Türk ulusalcıları gibi şiddet dilini tercih etmesi, milliyetçi Kürtler açısından şenlikli bir yöntem olabilir. Oysa bu dil, sonuç almak isteyen bir siyasetin dili olamaz. BDP’nin, her olumlu adımı engelleyici bir tavır takındığını, anayasa değişikliğinde yakinen gördük. Yeni anayasa yapımında da aynı yöntemi tercih etmeleri durumunda, her açıdan toplumsal desteği kaybederler.
 
BDP, Altan Tan gibi isimleri aday gösterip dindar çevrelerden oy alsa da, bu durum BDP ve PKK’nın Marksist bir düşünceye sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. Marksist oluşları; kendilerine zulüm ve haksızlık yaptığını düşündükleri Ankara’yı İslamcı gördüklerinden falan da değil, bilakis Öcalan dâhil, PKK’yı kuran kadronun bu ideolojiye mensup olmalarından kaynaklanır.
 
Kaldı ki, Abdulhamid Han’dan bu yana İslamcılar iktidar olmak şöyle dursun, rejimden en az Kürt halkı kadar zulüm görmüş bir kitle. İstiklal Mahkemeleri’nin yağlı urgana çektiği sayısız dindar ve seçkin insanlar, bunun ilk ve en büyük kanıtı. İçinde İslamcı unsurlarda barındıran Ak Parti –ki Ak Parti kendini İslamcı değil, Muhafazakâr-Demokrat olarak tanımlıyor– iktidarında, Kürt halkına reva görülen birçok haksızlık son bulmuş ve bazı hakların iadesi sağlanmıştır.
 
Kürt halkına bir zulüm yapılmışsa –ki bundan kuşku duymak kimin haddine- bu Kemalist rejimin zulmü olup, ne Türklere ne de İslamcılara fatura edilebilir.
 
Kemalizm tipi bir rejim, İttihat ve Terakki’ye ait bir proje olmasına karşın, yönetimdeki beceriksizlikleri yüzünden onlara değil, Mustafa Kemal’e nasip olur. Kabul edilmeli ki, bu rejimin yapı taşlarını büyük oranda Selanikliler oluşturur.
 
Osmanlı yıkılmadı ki, yeni devlet kurulsun. Olup biten sadece iktidarın el değiştirmesinden ibaret. Bu yüzden ‘Türkiye’ diye bir devlet falan kurulmamıştır. Yaşanan -İttihatçıların elinde Anadolu ile sınırlandırılmış- Osmanlı’ya yönelik dış müdahale/işgal fırsat bilinerek darbe yapılmasından ibaret.
 
Halkın yeni rejimden haberi, Fikret Başkaya’nın tabiriyle; ‘vergi memurları geldikten sonra olur.’ Daha da ötesi halkın, tâki minarelerde ‘Tanrı uludur’ saçmalığı başlayana dek, Osmanlı’nın adının değiştirilip ve halifenin de sürgün edildiğinden bile haberi olmamıştır.
 
Nutuk’a göre, Cumhuriyet’in ilan edileceğinden, Mustafa Kemal’in yemek arkadaşlarının dışında kimsenin haberi bile olmamıştır. Yani yaşanan, bir oldubittiden ibaret. O halde, Kürt’le Türk nasıl olmuşta bu rejimi birlikte inşa etmiş? İddiaların aksine, zaten Türk ve Kürt halklarının el ele verip kurdukları bir devlet de yok. O halde, artık ‘ortak kurduk’ masalını da bir kenara bırakalım. Yok, Kürtler hâlâ biz kurduk masalında ısrarcı olacaksalar ise, bu kez onlara, ‘o halde kendi yaptığınız zulümden neden başkasını sorumlu tutuyorsunuz’ deme hakkı doğar.
 
Kürt halkının ana dilde eğitim hakkının engellendiği doğru. Bu hakkın iadesi şart elbette. Peki, Kürt halkı bu hakkı elde edince hangi alfabeyi kullanacak? Latin alfabesini mi? Peki Latin Alfabesi’nin Kürtlerle ne alakası var?
 
Kürtlere zulmeden bu rejimin alfabeyi değiştirerek, bütün Osmanlı toplumlarının birbiri ve geçmişiyle olan bağı koparmasından daha ağır ne olabilir? Bir ırktan olmak kimseye ek bir şeref katmadığı gibi onu alçaltmazda. Ama şu an, bende dedemle aynı dili konuşamıyorum. Çünkü aynı dille eğitim görmedim. Dedem kalksa, kendi diliyle konuşmadığım için beni eşek sudan gelene dek dövse hakkı var.
 
Kürt olsaydım, kendi ana dilimde eğitim görmeyi bende isterdim. Ama unutulmamalıdır ki, Türklerin eğitim gördüğü dil de, dedesinin dili değil. Dedelerinin yazdığı bir eserin tercüme edilerek sunulması herkes için, zelil edici bir durum. Türkü’yle, Kürd’üyle, Arab’ıyla, herkes, istekleri dışında -dil dâhil- ellerinden alınmış tüm memnu haklarını da geri istemeli. Devam edeceğiz İnşaAllah.
 
Bu makale 13 Temmuz 2011 tarihli Dünyaya Yeni Söz Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Makalenin 2. bölümü için tıklayınız



İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 863670
 

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı