Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Kadını batıllaştırıp aileyi dinamitlemek

Makaleler11 Mart 2012 Pazar

Kadınsız bir erkek veya erkeksiz bir kadın ne anlam ifade ede? Hiç. Kadın ve erkek olarak insan da; birbirini tamamlayan, biri olmadan diğerinin hiçbir şey ifade etmediği iki yarım kul.

Kulluk makamında birbirinden farkı olmayan bu iki cinsin, bedensel ve ruhsal farklılığı konusunda hem fikir olmayanınız var mı?

Kadın insanlığı doğuran ana, erkekse tüm canlı yaşamının nüvesi. Yani kadın toprağın, erkekse tohumun ete kemiğe bürünmüş hali.

Tohum ne kadar sağlıklı olursa olsun bozuk topraktan sağlıklı bir ürün çıkmadığı gibi, bozulan kadından da sağlıklı bir nesil inşa edilemez. Aksi de aynı.

Kadın; ninesi, anası, kardeşi, evladı ve eşi erkeğin. Erkek ise dedesi, babası, kardeşi, kocası kadının. İlk insanla birlikte erkeğe biçilen rol; eş, iş ve yönetim, kadına biçilense eş, aş, çocuk... Bu roller biçimsel gibi gözükmekle birlikte; aslında hem erkeğin hem de kadının geninde yani fıtratında mevcut.

Çeşitli gayretlerle zaman zaman sapma meydana getirilse de, farklı çağlardaki ihya ve inşa faaliyetleri eninde sonunda aslına rücû ettirmiş ve ettirecek

İslam öncesi cahiliye çağında Mekke’de kadın bir meta, kızlar ise utanç vesilesiydi. Çağdaşı devletlerde ise kadın;  imparator, erkekler, atlar, erkek çocuklardan sonra gelen kölelerdi.

İslam, her türlü gayri insanî rollere son verip, kadının değer ve görevlerini yeniden tanzim ederek, taşları yerli yerine oturttu.

Allah’ın Rasülü aleyhisselam, bir nevi İslam’ın deklarasyonu niteliğindeki ‘Veda Haccı’ndaki Hutbesi’nde; kadınların kıymeti ve eşler arasındaki sorumluluk hakkında şöyle buyururlar: “Ey İnsanlar! Kadınlar hakkında, Allah’tan korkunuz! Çünkü siz onları ancak Allah’ın emaneti olarak aldınız ve kendileriyle evlenmeyi de Allah’ın kelimesi, emir ve müsaadesiyle helâl edindiniz.

Ey insanlar! Şüphe yok ki; sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız; döşeğinize sizden başka hiç kimseye ayak bastırmamaları, fuhuş irtikâp etmemeleri, istemediğiniz kimseyi izniniz olmadıkça evlerinize sokmamalarıdır. Eğer onlar bunun aksini yaparlarsa, Allah c.c. size, onları yatakta yalnız bırakmanıza izin vermiştir. Eğer uysallık ederlerse onların sizin üzerinizdeki hakkı; iyilikle, memleket, adet ve geleneğe göre kendilerinin bütün yiyecek ve giyeceklerini sağlamaktır. Kadınlar hakkında hayırlı olmanızı size tavsiye ederim. Çünkü onlar yanınızda zayıftırlar, emanettirler!


Allah’ın Peygamberi, kadını erkeğe emanet olarak bırakıp koruduğuna göre, erkeğe ne oluyor da ona zulmediyor yahut da kadına ne oluyor da arsızlaşıyor. İnsanlık bilmeli ki; hangi Müslüman erkek ve/veya kadın ya da hangi insan İslam’ın kendine biçtiği rolden bizar ise, İslam’da ondan bizardır!

İslam; kadına sadece iffetini koruma ve çocuğunu doğurma görevi yüklerken, erkeğe ise ailenin nafaka ve barınmasını sağlanma, çocuğun büyütülmesi gibi pek çok mükellefiyet yüklüyor.

İslam kadının yükünü hafiflettikçe, şeytanî dürtüler ile modernizm kadına altından kalkılamaz vecibeler yüklüyor. Bugün çoğu kadın, bilinçaltına zerk edilen batıl feminist duygularla çocuğuna ana olma yüceliğini; basit, sıradan bir duygu ve hâl olarak görüyor. Hâlbuki iyi bir toplumu iyi analar doğurur.

‘Batılılaşma’ adıyla başlayan sürecin ilk hedefi kadındı ve amacı da kadını batıllaştırmaktı. Başardı da. Bu başarının izlerini; ‘Allah’a kafa tutan feminizm’, moda, kozmetik hastalığına yakalanan birçok Müslüman kadında da görmek elem verici.

Günümüz kapitalizmi için kadının tek anlamı: Cinsel obje ve ticari meta olmak. Lucifercilerin en büyük amacı: Kadını metalaştırıp, iffetsiz bir toplum inşa etmek. Bu proje için -en tepede ‘Tavistock Ensititüsü’- yüzlerce enstitü ve on binlerce ‘uzman’ gece gündüz çalışmaktaymış…

Kadın bedeninin teşhiri ve ticareti, bu çağın ‘dehşet çağı’ olarak tanımlanmasına yetmez mi? Sadece kadın üzerinde yapılan sinsi ve şeytanî çalışmalarla, ahlâki değerler üzerinden çocukların, kadınların ve erkeklerin ruhlarına hasar verilmiyor mu?  Gizli sponsorlukla femin hareketler oluşturup, ‘kadın hakları(!)’ narası attırılması da soysuzların bir başka numarası değil mi?

Erkeklerin kadınlara haksızlık yapmadıklarını falan söylüyor değilim elbet. Lakin bunların yaptığı kadını korumak değil, maskelerinin altından kadını sömürmek. Kadın ve erkek olarak yaratılan insanı, önce iki düşman gibi kamplara ayır, sonra da birini diğerine karşı koruma tiyatrosunu sahnele…

Siyasi irade veya kanun yapıcı olarak, akla hayale gelmedik şeytanî uğultu/vesvese ve dahi hezeyanı görmezlikten gelip, erkeğe elektronik kelepçe takmak mıdır çözüm? Haklı çıkmamak en büyük dileğimizdir ancak tarihe not düşmeliyiz ki; 8 Mart’ta yasalaştırılan ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ adlı kanun, aileyi dinamitleyen talihsiz bir yasa.

Kulağını ayakaltında arayan başka bir ülke var mı bildiğiniz?



*  *  *

Ne yazık ki bu ülkede de siyaset, manşetlerin etkisinde çok kalıyor.

Bir bakıyorsunuz; birileri her zaman yaşanabilecek azlıkta ‘kapkaç’ hadiselerini her gün manşete taşırken, akabinde gelsin milyar dolarlık, göz retinanıza kadar görüntüleyen sokak kameraları...

Hiçbir zaman engellenemez çocuk pornosu izleyicisi üç beş bunak manşetlere taşınıyor. Hemen arkasından sansür yasaları…

Üç beş sadistin, kadınına uyguladığı şiddet veya cinayetler manşetlerde sanki yaygın bir toplumsal hadise gibi sunuluyor. Sonrasında da tüm erkekleri şiddet manyağı gibi sunan ‘skandal’ yasa çıkıveriyor.

Gıdadan aile yapısına, eğitimden konut biçimine kadar hayatın her alanını ‘batıl AB’ye göre kodlayan bir ülke düşünün… O ülkenin en etkin liderinin ‘dindar gençlik’ arzuladığını ilan ettiği günlerde, aile yapısını bombalayan bir yasa çıkıveriyor. Bu tesadüf mü yoksa siyasi iradenin oyuna gelmesi mi?

Farz edelim ki; bir gün kapınızda iki polis belirip, “beyefendi karakola buyurun!” diyor. Sonra da savcılığa götürülüyorsunuz. Savcı kolunuza bir elektronik kelepçe takıp: “Evinizin 1 km çevresine yaklaşmayacaksınız, aksi halde tutuklarım. Anladın mı?” diyor. “Hayırdır savcı bey, suçum ne?” dediğinizde: “Komşun verdiği ifadede, karınıza şiddet uygulamayı aklınızdan geçirdiğinizi söyledi.”

Bir bayram günü aile fertleri bayramlaşıyor. Çocuklar soruyor "amca, dayı, enişte, abi kolunuzdaki plastik bilezikleri niye taktınız?” Herkes suspus ama evin ele avuca sığmaz çokbilmişi; “Bu haylazlar karılarına şiddet uygulama ihtimalinin ihtimalini akıllarından geçirdiği için savcı amca e-kelepçe taktı...” dediğinde ve ardından “E-Kelepçeli Erkekler Derneği” de kurulup ve şehir meydanlarında
‘Kelepçeli Babalar’ eylemine başlarlarsa şaşmamak lazım.

Siz, feminlerin ağzından hiç ‘adalet, sevgi, merhamet ve saygı’ kelimelerini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü onları bir araya getiren şey, bu yüce amaçlar değil. Kadın hakları ve özgürlük bir bahane ve maske! İhtiyaçların bile bir sınırı varken, zevkin ve dolayısıyla şeytanın bir sınırı yok. Sınırsızlık hadsizlik ve şeytani bir eylemdir!

Müslüman kadına düşen görev; batıl değerlerin batılı savunucularına: “Ey batılı ve doğulu batıl kafa! Sen ki dokunduğun her şeyi kirleten ve her şeye sadece çıkarı için bakansın. Senin tek bir gayen var: Oda, kurduğun kirli düzeninin devamı. Sen kimsin ki, bana ‘hak’ vereceksin? Kaldı ki, senden kim ‘hak’ talebinde bulundu? Senin ihsanın bile züldür bana!”

Elbette bunu yapan önemli miktarda ‘Müslüman kadın’ var ama unutmamak gerek ki, bu batıl kafanın peşine takılmış Müslüman kadın hiç de az değil.

facebook.com/kemalozercom
twitter.com/cankemalozer



İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 712166
 

.... | 10.02.2013 21:07:07 Degerli buyugum, Kemal bey,
Bundan yaklasik bir yil kadar once, Turkiyedekabulettirilmek icin ugrasilan Kadin siddet yasasi ile ilgili, gozlemlerimi ve yasadiklarimi sizin ile paylasmistim, Okullara kucucuk cocuklara bey inlerine bu tur olaylari Babayi kotuleyerek yonlendirerek kullanabileceklerinden bahsetmistim. Bugun Acik ve secik olarakgoruyoruz ki, Ailebakanligininda destegi ile, AB nin sponsorlugunda hizlabunu gerceklestiriyorar. Anneyi farkli konumda gosteriyorlar, Ve oyle zannediyorumki. Basbakanimizida buyuk olcude yaniltiyorlar. Iskur un sayfasindaki cocuklara yaptirilan resimleri ve konunun icerigini iyi incelemenizi tavsiye ederim, O resimlerde Baba ve erkek evlat yok, Ayni sekilde Borusan ileilgili yapilan kampanyadada Baba kullanilmiyor. Ilerliyen zamanlarda, Bu ulkenin vergileri ile cok farkli seyler daha yaptiracaklar. Anayasada dahi yaptilar. Anayasadakadin erkek esit denirken, sonradan eklenen yama yasalar ile sanirim 90 madde, uluslar arasi anlasmalar, Ana yasanin uzerindedir diyor, Aslinda Vekillerimiz yeniana yasa icin bosuna ugrasiyorlar. Tekmadde koysunlar. Turkiyenin anayasasi imzaladigi uluslararasi anlasmalar ne derse onu kabul eder diye. Yakin zaman sonra aile ile ilgili olan dava, suc ve sikayetleroyle artacak ki, hukukcular yetersiz gelecek,mahkemeler yetmeyecek, dakikalar icerisinde,ilgilenmeden davalar gorulecek, Oylesine buyuk rant olusacakki, Aile bakanligi butcesi, feminist guruplara, reklam ve kisa film yapimcilarina ,guvenlik guclerine, psikolog ve sosyologlara, dahi yetmeyecek, Ustelik yanlisi yanlisla duzeltmeye calisip,surekli kadini is sahasina surukleyip destek verecekler,ancak, bosanmalarin, siddetlerin, onune gecemeyecekler, 2013icin bu konuda verilen hedefi tutturamayacaklar, cunku hedef ulasilabilir degil, yasalar buna engel, ben mucadeleme turkiyede devam ediyorum,ama 4 aydir hic ilerleme yok, Turkiyedeki yasalar erkekleri bukonuda esit kilmiyor, Bir avukatim bile yok, Aile bakanliginin siddet ile ilgili belirttigi rakamlar,somut gercekci rakam degil , paraile yaptirilan toplumun sadece birkac bin kendi sectikleri kisilerle yapilmis. Allah ulkemizin yardimcisi olsun, Saygilarimla,

abdullah | 02.07.2012 13:37:03 ismi gizli olan kardeş öncelikle geçmiş olsun diyorum. düşünce ve ameli noktada yalnız değilsin. bizde biliyoruz bu fitnebazların satılmışların hainlerin durumunu. ama şimdilik çevremize dilimizle, yasayı koyanlara ise kalbimizden buğzediyoruz. e-mailim var. reconquista_us@yahoo.com tecrübelerinizi ve fikirlerinizi bekliyom.fiemanillah

Ahmet Yukuş | 14.03.2012 22:59:00 Kızgın yağı ben döksem toplum beni linç ederdi’
Eşi tarafından kıskançlık nedeniyle üzerine kızgın yağ dökülen imam, negatif ayrımcılığa uğradığını iddia etti...

ŞANLIURFA’nın Siverek İlçesi’ne bağlı Karabahçe Köyü’nde imamlık yapan 2 çocuk babası İsmail Öcel (38), 25 Temmuz 2011’de, iddiaya göre “İkinci eş getirip, evleneceğim” diye espri yaptı. Köyde de imamın, teyzesinin kızı ile duygusal ilişki yaşadığı dedikodusu yayılınca Nesrin Öcel (34), önceden tencerede ısıttığı kızgın yağı kocasının sırtına doğru fırlattı. Öcel, acıyla dışarı fırlayan eşinin üzerine ayrıca sıcak su da döktü. Diyarbakır ve Adana’daki hastanelerde 35 gün yoğun bakımda kalan imam İsmail Öcel hayati tehlikeyi atlattı. Ancak yanık sonucu vücudunda oluşan yaralar hayatını altüst etti.

Eşinin kıskançlık ve cahilliğinin kurbanı olduğunu söyleyen İsmail Öcel, kendisine şiddet uygulayan eşinin mahkeme kararıyla koruma altına alınmasına tepki gösterdi. Öcel, “Kadına şiddet uygulanıyor diye kıyameti koparanlar benim mağduriyetime sessiz kaldılar. Aynı biçimde ben eşimi yakmış olsaydım toplumda linçedilirdim. Dinimiz kadın-erkek ayrımı gözetmemesine rağmen erkek olduğum için negatif ayrımcılığa maruz kaldım. Toplumun erkeğe karşı yapılan şiddete kar ı ‘Dur’ demezamanı geldi. İstanbul veya Ankara’da tedavi olmam gerekiyor, ancak hiç bir yerden destek göremedim. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin’in bana da sahip çıkmasını istiyorum” dedi.

gizli | 12.03.2012 00:53:59 Sayın Kemal Özer, yazinizi okudum, o kadar dogru o kadar yerinde tespit ve ileri goruslu yazilar ki, elinize yureginize saglik.

Ben dediklerinizin hemen hemen hepsini yasadim, hatta fazlasini yasadim, ama bu yasa Turkiye de geri tepecek ve aslinda daha ileri dusunulurse, zarari zaten bu yasayi en cok isteyen kesimler gorecekler. Bu yasanin siyasi ve ekonomik boyutlari var. Bu konulari halen yasamaktayim, cunku bu yalan ve iftira ile ben esimden ayrildim ama, ayrilma ile islem bitmiyor, malesef, ve zorunlu olarak terapiye gidiyorum hemde 6 ay sure ile her hafta pazartesi gunleri, Eger Turkiye AB ye girerse Bu yasanin Turkiye de de cikacagini bana … daki avukatim soylemisti, ….lar Bu yasayi istemiyorlar ama yapacaklari birsey yok, (Ben buna KURESEL SIDDET YASASI diyorum) cikinca gorursunuz bir ulke nasil yikilir diye dedi, Eta Bu kadar zarar vermedi dedi. Ben herseyi gozlemledim, ileriki gunlerde bu feminist gurup ve dernekler, Okullara saldiracaklar, Okullarda, Cocuklari kullanarak kompozisyonlar v..s yapip. Aile siddeti ile ilgili ornekler verin diyecekler, oncelerinde yonlendirme yapip cocuklara aile icindeki babayi kotuler gibi yapicaklar, cunki ben bunlarida gozlemledim. Ustelik Cocuklarimin okullarinda gordum, ve Durmayacaklar, surekli Fitne var bu iste.

Ayrica Ben terapi gordugum gruptakiler sadece erkek ve 13 kisiyiz, bu sekilde surekli terapiler oluyor ve inanin aramizda 70 yasinda bir amca bile var. Sizin o mahallenin cocugunun amca bu kelepce nedir diye bahsettiginizi, burada o insanlar yasiyorlar, Ben Dayanamadim o terapide bir konusmamizda psikologa kizdim, yani ben kendim tamam yani neden terapiye geldigime kimse cevap veremiyor, (tutuklandigima da) ayni ekteki yazidaki gibi, Isin garibi, yani dinimizde de der, sizlerde ornek veriyorsunuz, Esim evime benden habersiz insanlar getirdi, ustelik iznimde yok ve tanimiyordum, ve ben o insanlari kovdum, O kadar cok seyler yasadim ki, ileride olabilecekleri goruyorum, Aslinda yasa icerisine Hukumetin koyacagi sadece tek bir madde olacak idi, Yalan ve sahte, menfaat veya kusur bayanda ise, erkege yapilan ona olacak, (Yani hapis, yani, kelepce, yani rezil rusva olma durumu). Iste ozaman Akli basinda insan gidip de bosyere sikayet edemez, cunki insan icine cikamaz. Ben en cok bunu anlayamiyorum, Bu gucu olan hukumet nasil bunu dikkate almaz, inanin tum Iktidar vekillerine, Basbakanliga, Aile bakanligina, Duyarli herkeze gonderdim, ve ben AKIM (Ak parti iletisim merkezi sistemini surekli ve etkin kullanan birisiyim, bircok oneri ve uyarilarima, tesekkur gelmektedir, bu konu ile ilgili ustelik olabilecekleride gozlemledigim ve ustelik bire bir yasadigim halde yazdim ki, ornek olsun diye) sanki herkez akil tutulmasi icerisindeler, Ancak ben yinede kotumser degilim, Bizim ulkemiz icin bu yasa geri teper ve hukumete de zarar verir, En cok bu yasanin cikmasini isteyen kesimleri, Ben bir sistem analist ve veri yotetimi konusunda uzman kisiyim, rakamlar ile ve analizler ile herseyi cok iyi gorebiliyorum, Ustelik ben bu yasanin daha once ciktigi bir ulkede yasiyor ve buradaki hem kanunlari biliyorum hemde herseyi gozlemliyorum. Burada aile bitmis, sistem cokmus, Dunyada somurecek ulke bulamazlar ise bunlar tamamen bitmisler. Aslinda birenler, Avrupanin Kenar mahalle ulkeleri, Bunlar, Portekiz, Irlanda, Italya, Yunanistan, Polonya, Romanya v.s. cunku bunlara bu dikteyi yapanlar, Hollanda, Almanya, Fransa, Bu ulkeler kendilerini saglama almak icin boyle yapiyorlar.

Ben umudumu yitirmedim Hatta asagidaki yaziyi da cumhurbaskanimiza gonderdim, Daha once ekli dosyalardaki gibi, Aile bakanligina gonderdim, TRT de gozlemlediklerimden dolayi TRT ye gonderdim, TRT de bir programda Gelincik Projesinden bahsettiler, Oraya gonderdim, Bunlari yapmamin tek nedeni, Pes etmemek, tek de olsam mucadelemi vermek, CUNKI BU YASANIN TOP YEKUN BOYLE ELE ALINMASI YANLIS; Eger ki hukumetin gizli baska bir plani yok ise, Bunu dememdeki amac ise, Bu yasa kabul gordugu hali ile zaten en cok sol kesime zarar verir, onlarin ureme problemi olur, onlarin dagilmasi ve bozulmasi olur, Lakin Ben Bir Turk vatandasiyim, onlarda aslinda biziz, biz bir butunuz. Diger bir nokta ise, Teror ile ilgili, bu yasanin buna hizmet edecegi bircok nokta var, cunku teror, bunu ister, sahipsiz cocuklar, parcalanmis aileler, kullanilmaya hazir kadinlar, zaten boyle birseyde bu aileler, kazancli cikarlar,(Aslinda kaybeden ama demek istedigim baska bir boyut var, oda ekonomik durum. issizlikle ilgili, bugun ….nin icinde bulundujgu durumun buyuk nedeni bu yasanin etkileridir. Bu tespitlerimi de paylasmak isterim, cunki cok onemli, suan bunu kesinlikle hukumet goremez, cunki yasamadilar, oysa ben yasadim ve yasiyorum. Bu yasa ile kadinlara pozitif ayrimcilik dogrultusunda is imkani saglanacak, ve bu sekilde her is sahibi olan kadin yerine, bir erkek isiz olacak.) yani hukumet ilerde olacaklari goremiyor, bunu ekonomi bozulunca gorecegiz, Ustelik, simdiki issizlik rakamlarida, gercekleri yansitmiyor, cunku rakamlar, sadece kayit altindakiler ile ilgilidir.

Bunun gibi bircok konuda tespitleerim var, Ben bunlari gorebiliyorum, cunku ben Bilgisayarciyim, Sistem analisti ve veri yoneticisiyim, yasadigim ulkede ise, bu yasa aynen bu sekilde var, ve en onemlisi ben bunu yasadim, iliklerime kadar, Ama zaman ve sabir beni hakli cikardi, Bu konuda sayfalarca yazilar yazdim, son iki senemi gunluk tutarak her gunumu yazarak analiz ederek gecirdim, Ustelik iki sene evvel ben Ayrilmak icin Ulkeme gittim, Ustelik, bir telakda eski esimi bosamisdim, ve benden ozur dilediler, ailesi herkez ozur diledi ve ben nikahimi tazeledim, Fakat surecte onlarin yaptiklarinin sahde oldugunu biliyordum, ancak cok kesin emin degildim Temkinliydim, zaman beni hakli cikardi. Her seyi bilip de yakindan takip ettigim halde ben Tutuklandim malesef. Suan serbestim, Bir cok yaptiklari geri tepti. Rabbime sukurler olsun. Bana Bu oyunu Turkiyede de yapabilirlerdi, ama Kader iste, boyle olmasi gerekiyormus.

Sayin kemal Ozer soylenecek aslinda o kadar cok sey varki, ben Meclisteki bu vekillerin nasil koru korune bu yasayi topyekun kabul ettiklerine hala akil sir erdiremiyorum. resmen herkez akil tutulmasi yasiyor.

Benim surecim tam kesin bitmedigi icin, Isim ve yer bilgileri olmadan arzu ederseniz, ornek olsun diye insanlarimiza faydasi olursa kullanabilirsiniz, Aslinda olayin boyutu, Bu sureclerin yasanmasi ve oncesinde bu surece gelinen olay ile ilgili, sebeb ve nedenler cok fazla ve uzunca bunlarida kaleme alip yazdim, birde son iki seneyi bire bir gunluk tuttum kendim icin. yani her sureci hem gozlemledim hem analiz ettim. buna ragmen ailemi kurtarmayi basaramadim, Cunki tektim , karsimda ise koca bir ordu vardi. Inanin Kitap yazsam sayfalar yetmez, film cekseniz sure yetmez, Karsima inanin kimse cikamiyor, durumuma cevap veremiyor, beni ikna edecek birsey bulamiyor, sadece uzuntulerini dile getiriyorlar, Bu kadar net ve basit. Ama kime gitsem yasa boyle diyor.

Not: olayın kahramanı ve yaşandığı ülke gizlenmiştir.

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı