Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

IŞİD kim, niye var ve kumanda kimde?

Makaleler20 Eylül 2014 Cumartesi

Herkesin “Ortadoğu” ve “IŞİD uzmanı” olduğu günlerde bu konularda yazı yazmak ne kadar doğru bilmiyorum. Fakat gözlerden kaçtığını sandığım birkaç hususta görüşlerimi kayda geçirmeyi deneyeceğim.

İŞİD’ DEVLET Mİ ÖRGÜT MÜ?
 
IŞİD adlı örgüt ya da onların deyimiyle “devlet”, birilerinin ‘burada bir boşluk var hadi devlet kuralım’ diyerek ortaya çıktığı bir gelişme veya girişim değil.
 
Bu yüzyılın başında, İngilizleri de yöneten ve küresel sermaye denilen vandalistlerce dört bir koldan sarılan Osmanlı canlı canlı parçalandı. Tıpkı diri bir ceylandan bir parça fazla lokma almaya çalışan çakalların yaptığı gibi.
 
Herkesin bildiği üzere bu gelişme, İslam Toplumu’nu başsız bırakmakla kalmayıp, öz yurdu kırk parçaya böldü. Köyler bile cetvelle bölündü. Her birinin başına bir merkez valisi tayin ettiler.
 
HAÇLI KILIĞINA BÜRÜNMÜŞ SİYONİSTLER
 
Evrimler, devrimler, idamlar, sürgünler derken geri kalan parçacıklarda hayat süren insanların diri diri kalpleri söküldü, ruhları çalındı.
 
Mekke ve Medine birilerine, Kudüs başkalarına pay edildi. Düşmanlığın bile bir haysiyeti vardı ve bu haçlı kılığına bürünmüş Siyonistlerde o da yoktu.
 
İblis bu kez, İslam topraklarında kan kusan haçlı taşeronlar arasında kemik kavgası çıkardı. Bu aslında yeni tasarım için şart olan bir kavgaydı ve sonucu da tam istedikleri gibi gelişti.
 
Cemiyet-i Akvam’ı kapatıp, yerine şeytanca tasarlanmış Birleşmiş Milletler ve müştemilatını inşa ettiler. Sistemin başına beş jandarma, jandarmaların başına ise iki baron oturdu.
 
Denek ülkesini yeniden tasarlamaya çalıştığını zanneden Gorbaçov adlı kukla, liberalleştirilerek asimile edilen dünya için çalıştığını ya geç fark etti, ya da sinsi bir haindi.
 
OSMANLI’NIN İZİNİ SİLEN TAŞERON
 
Tıpkı güncel şekli IŞİD gibi, Arabistan’a hâkim hâle getirilen “Vahhabi terörü”, Hz Peygamber (s.a.v.)’in “Hane-i Saadet-i” ve Kâbe-i Muazzam’a hariç her şeyi yakıp yıktı. Güya “bidate” karşıydı. Oysa yaptığı Osmanlı’nın izini silme, ümmet arasındaki bağları koparma operasyonuydu. O da Irak ve Suriye’de tezahür eden IŞİD gibi maşaydı. Görevini başarıyla sürdürdü.
 
1920’de sonu belirsiz bir sürece giren Türkiye, 1960 darbesiyle ordudaki Osmanlı bakiyesini tümüyle tasfiye etti. Artık tehlike geçmiş, her şey kontrol altında gibiydi. 1980’de gelen darbe ise aksayan yönleri törpülemek için…
 
Pakistan ve ardından Bangladeş’i icat ederek, Müslüman Hindistan’ı zaten yok etmişlerdi. Türklerin ata yurtlarının neredeyse tamamı, Çin ve Rus işgalindeydi.
 
Derken SSCB lideri Brejnev’in Afganistan’ı işgali ve buna karşı başlayan direniş… Bu direnişe verilen destek, yeni bir kitlenin de doğumuna yol açtı. Ardından gelen  “İran devrimi” bir yandan rüzgârın yönünü değiştirdi, diğer yandan da parçalanmayı derinleştirdi.
 
HÜLAGÛ HORTLADI
 
Ardından Bosna Savaşı geldi. Kedilerine taş atsanız dünyayı ateşe verenler, Bosna katliamına kör ve sağır kesildiler. Sonra 2003’de Amerika ve İngiltere’nin başını çektiği yapı, Irak’ı işgal etti. Hülagû yeniden hortlamıştı.
 
Ancak yeni Hülagû eskisine rahmet okutuyordu. Mamafih 1,5-2 milyon insanın kanını içti. Sayısı bilinemeyecek kadar çok kadının/kızın ırzına geçti. Milyonları yerinden yurdundan etti. Ülkenin, birinci Hülagû’dan sonra yeniden inşa edilen ne kadar değeri varsa çaldı, çırptı. Bütün bunları CNN’den canlı yayınladı ki tepki çeksin, geri kalan coğrafyalarda da oluk oluk kan aksın…
 
Tunus’ta bir genç karnını doyuramadığı için kendini yaktı. Sonra Mısır, Libya, Yemen, Suriye derken her yer ayağa kalktı. Kontrol edebildiğini hemen, edemediğini Mısır ve Libya örneğinde olduğu üzere aşama aşama yeniden ele geçirdi.
 
Libya’ya leş kargaları gibi abananlar, Suriye konusunda kıllarını bile kıpırdatmadı. Zira bölge sadece petrol için değil, “Arz-ı Mev’ud” için lazımdı. Bölge daha da parçalanmalı ve lokma lokma haline gelmeliydi.
 
Sözde düşmanı İran’la kafa kafaya vererek, Irak’ın başına adına “Maliki” denilen bir canavarı yerleştirdiler. Güya Saddam’ın öcünü alıyorlardı. Sıcakkanın üstüne oturan Maliki canavarı, Türkiye’nin uyarılarına rağmen bölgeyi herkesin gözü önünde yeniden tutuşturdu. Zira ardında ABD, İran, İsrail, İngiliz, Fransız ve Alman kardeşler vardı ve kimseyi umursamıyordu.
 
ÇAĞININ ANLAMAYAN ZAVALLILAR…
 
Propaganda/bilinçaltına etki/bilinç yıkıma ve kışkırtma ve daha pek çok konuda eline şeytanın bile su dökemediği küresel Siyonizm ve onun Yahudileştirilen batı vandalizmi/siyaseti, Kaide’sinin üstüne IŞİD’ini inşa etti.
 
Nasılsa şartlar bu sesi/çağrıyı IŞİD’ecek durumdaydı. Din, tarih, küresel düzen ve şeytanî planlara dair hiçbir şey bilmeyen cahil tabakayı harekete geçirmek, onların zaten uzmanlık alanıydı. Bu konuda dünyanın dört bir yanında her türlü inanç ve kavme dair sayısız tecrübeye sahipti.
 
İspanya’dan, Afganistan’a kadar uzanan tüm bölgeleri laboratuar gibi kullanmıştı. Kime nasıl “gaz” verilir, kimin neresini kaşırsa neresinden ateş çıkar çok iyi biliyordu. Zaten bunun için pek çok oryantalistini Müslüman kılığında; bazen lider, bazen şeyh, bazen müderris, bazen komutan, bazen bilmem ne şekle sokarak çok sayıda Lavrens (Lawrence) ya da “Galip hoca” yetiştirmişti. Geriye kalan tek şey komuta etmekti.
 
IŞİD’in tabanı denilen kitlenin bir bölümü, ekranlardan gördüğü kanın hesabını sormak için, kimi verilen gazın etkisi, kimi çalıştığı yapının hesabına, kısaca tepedeki Lavrenslerin peşine düşmüştü. Sıra kafa kesip, çekmek ve servis etmeye gelmişti.
 
Ama hem şükür, hem de ne yazık ki Müslümanların hem basireti, hem de konforu yerindeydi. İyi ki basiretleri yerindeydi, ateşe benzin taşımadılar. Yazık ki konforları vardı, hiçbir ateş dikkatlerini çekmiyordu. Ölen öldüğüyle kalıyordu.
 
Kimi konforun peşinde, Yahudileşme eğilimindeydi, kimi de IŞİD’e bela okumakla yetiniyordu. Ruh ve vicdan uzaklara gitse de, felsefe ve kelam yerli yerindeydi ve hararetli çay sohbetlerinin ana konusuydu. Konforu bozmak isteyen herkes komplocu sayılıyordu.
 
Şimdi asıl sorun, IŞİD’i kimin kurduğu ve onun ne yapmak istediği falan değil... Bu kadarını hâlâ anlayamayanların, bundan sonra anlaması da zor! Bir füze söz konusuysa, birde kumanda eden var demektir. Bu hal ve şeraitte aslolan, IŞİD/füze değil kumandadır. Kumandayı hâlâ göremeyen yazının başına geri dönmeli.
 
Bilmem ki vakıayı dar dağarcığımdan sızdırabildim mi?
 
TEBRİKLER
 
Not: Pek çok sağduyulu kimse gibi, Türkiye'nin rehinelerini burunları dahi kanamadan kurtarması bizi de ziyadesiyle memnun ve mesrur etti. Emeği geçen herkese müteşekkiriz.
 
Açıktır ki, MİT üzerine düşeni hakkıyla yaptı. Ama korkutan odur ki, bu gelişmenin batının savaş tamtamlığı, Türkiye'nin ise “BEN YOKUM” dediği günlere denk gelmesi, birilerince kullanılmaya müsaittir. İnşaallah, 2 Ekim’de TBMM’den tıpkı 2003’de olduğu gibi tezkere çıkmaz.

OKUNACAK KİTAPLAR
SİSYASİ VE KÜLTÜREL İSLAM TARİHİ

Prof Dr J Hitti

İFAV Yayınları


İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 6372485
 

aydin erden | 25.09.2014 16:57:57 ZIONIST ORGANISATION JUBILE
BASEL KARARLARI (1897) 
1-Genç nesilleri ahlaksızlığa sürüklemek, ahlaksızlığı yaygınlaştırmak.
2-Aile hayatını yıkmak.
3-İnsanları aşağı sınıflarla tahakküm etmek
4-Sanatı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokmak.
5-Mukaddesata hürmeti yıkmak, hürmetle anılan kişiler hakkında rezil vakalar uydurmak.
6-Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icat etmek ve çılgınca sarfiyatı teşvik etmek.
7- Milletlerin vakitlerini eğlence ve oyunlarla geçirmesini sağlayıp, düşünmelerini engellemek.
8-Fikirleri zehirlemek, gürültü ve kargaşa çıkarmak, sınıflar arası ayrım çıkarmak.
9-Aristokratlara müthiş vergiler koyarak onları bunaltmak.Bunların arasında kin ve nefret saçılmalı.
10-Mal sahibi ile işçi arasını açmak, grevler ve sabotajlar tertip edilmeli.
11-Yüksek tabakanın manevi kuvvetini her çareye başvurarak kırmak.
12-Sanayinin ziraati ezmesine imkân verip, köylü sınıfını ortadan kaldırmak.
13-Saçma nazariyeler ortaya atarak halkı dolambaçlı yollara sevk etmek.
14-Hayat pahalılığını körüklemek.
15-Milletler arasında  meseleler ihdas ederek, millerler arsında kin ve nefret tohumlarını saçmak.
16-Milletlerin mukadderatını tahsil ve terbiyeden mahrum kimselerin ellerine tevdi etmek.
17-Bütün hükümet şekillerini değiştirmek, sırları ifşa etmek.
18-Meşru hükümet tarzlarında mutlak istibdada gitmek.
19-Siyasi iktisadi bunalımlar yaratmak, servetleri mahvetmek.
20-Mali istikrarı bozmak, krizleri çoğaltmak.
21-Spekülasyonlara yol açmalı, altını mahdut ellerde toplamalı, muazzam sermayeleri felce uğratmalı.
22-Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı. İnsaniyeti elem, ıstırap ve yoksulluk içine atmalı.
 

Levent KABADAYI | 25.09.2014 10:36:21 IŞID kimin ürünü, neyin ürünü, nasıl bu kadar büyüdü ve taraf buldu bilmiyorum ama biraz paranoyak yorum yapayım bu konuda.
önce bir fıkra..
adamın bir iflas etmiş ve herkese borçlanmış doğal olarak. alacaklılar sürekli rahatsız ediyor, tehditler savuruyormuş.
bir gün adam aramış bütün alacaklılarını, herkese borcu olduğu rakamın c.tesi günü eline geçeceğine dair bir haber yaymış. misal sana 2 tl borcu var, c.tesi 2 tl gelecek, gel vereyim sana, bana 3 tl borcu var c.tesi gel vereyim demiş.
neticede herkesi aynı saatte aynı yerde toplamış. demiş ki. elimde 2 tl var. ama herkese borcum var. aranızda anlaşın, kime vermemi istiyorsanız ona vereyim.
netice anlaşamamış kimse ve silahlar çekilmiş. herkes birbirini vurmuş. bizim borçlu ise tüm alacaklılarından kurtulmuş.

ama benim paranoyak görüşüm (zannım) de bu fıkraya temelleniyor.

emperyalizmin en büyük tehditi islami devlet düşüncesi.Bundan kurtulmaya yıllardır uğraştı fakat bu bir fikir ve fikre kurşun işlemez. ne yapmak gerek o halde? o fikre sahip olan herkesi aynı yerde toplayıp, aynı anda imha etmek.
Ama bunun için bir temel yapılanmaya ihtiyaç var. El Kaidenin içinden çıkarttılar bu grubu. neticede el kaide küresel cihatta lider konumunda idi. referansları sağlamdı. fakat ikinci aşamada bu düşünceye sahip olanlara, IŞIDe katılmaya cazip getirecek unsurlara ihtiyaç var. yıldızının parlaması gerek. önce isimlerini daha önce hiçbir örgütün sahip olmayı fıkhen yeterli görmediği bir isme bürüdüler. islam devleti !!
samimi bilinçli müslümanlar bu ismin bir örgütün tekelinde olmasına islami nedenlerle eleştiri getirecekti. birinci eleştiri devlet ismini taşımak için devletin kurulacağı toprağa ihtiyaç vardı.
Musulun fethi(!) (bana göre ikramı) hem yeterli bir cazibe sundu, hem de bu eleştirileri ortadan kaldırmayı hedefledi.
fakat aynı zamanda bu düşünceye sahip olmayanların da bu akımdan etkilenmemesi için önleme ihtiyaç da vardı.
bunu da sivilleri katletmekle, sözde islami görünen fakat uygulamada islami olmayan fiillerle sağladılar.

müslüman ve gayri müslim ülkelerin de tepkisini almamak için, konsolosluk olayları, gazeteci infazlarını vs. gündemleştirdiler.
çok fazla zan yapıp günaha girmek istemiyorum. ama sizin de tahmin edebileceğiniz neticeyi söyleyeyim.

kendilerine tehdit olan herkesi bir araya topladılar. ve gerek IŞID bünyesindeki samimi fakat kandırılmış müslümanları, gerekse diğer bölgede mücadele eden müslümanları IŞID bahanesiyle yok edecek saldırıyı başlattılar.

Ayrıca İslam Devleti söylemini gerek Müslümanlar arasında, gerekse diğer toplumlar nezdinde itibarsızlaştırdılar.
Ne yazık ki bu saatten sonra olası bir İslam Devleti söyleminde karşılaşılacak tepki korku,kınama ve nefret olacak halklar nezdinde.

iftiradan Allah'a sığınırım böyledir demiyorum ama böyle olma ihtimalinin üzerinde de durulması gerektiğine inanıyorum. Kafir olsam böyle yapardım. Bu benim aklıma gelmişse onların milyonlarca dolar harcayarak kurdukları think-tank lerdekilerin de aklına bu gelmiş olabilir ve bunu hayata geçirmiş olabilirler.

Ahmet şahap | 20.09.2014 16:31:48 Tebrik ederim kemal bey teşhislerini yetkili makalar da anlar inşallah. selam ve dua ile.

Hasan | 20.09.2014 15:35:41 Hocam tecrübeleriniz için teşekkürler, kumandayı bütün kardeşlerimizin görmesi ümidiyle, Selam ve dua ile..

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


TVNET'te gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı


Ekmek Çalıştayı

+ Devamı