Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Dershane olayı ‘2. Gezi’ mi?

Makaleler28 Kasım 2013 Perşembe

Dershaneler üzerinden yürüyen tartışmada kılıçların ne kadar keskin olduğunu bir kez daha gördük.

Keskin olan şey kılıçlar olsa iyi. Nihayetinde kan akar, pıhtılaşır ve durur. Oysa kanı hiç pıhtılaştırmayacak olan dilin ölçüsüzlüğü…
 
Bu konuda kim haklı, kim haksızdan ziyade, yürütülen savaşta kullanılan araçlar, dolayısıyla üslup ve hedeflenenler daha önemli.
 
Bu süreçte özellikle ‘camia’ taraftarı medya mensuplarının tercih ettiği dil, aklıselimden ziyade mecburi bağlılık çaresizliği gibi!
 
Bizi buraya sürükleyen şey; ‘tebaa kültürü,’ koşulsuz itaat’ ve ‘şartsız evet!’ten başka bir şey değil.
 
Bu sorun aslında sadece ‘camia’ mensuplarına özgü bir sorun da değil. Bu ülkenin son asırda yaşadığı en kronik sorun, tam da bu işte.
 
Kendi tarafının her zaman mutlak doğru, diğer tarafların mutlak yanlış’ta olma saplantısı.
 
Bunu aşmanın yolu ise ‘özgür’ ve ‘özgün’ olabilmekte, ama başarmak öyle kolay değil!
 
Önce size gem vuran önyargılarınızdan arınabilmeniz gerek ki, meseleleri akıl, vicdan ve adalet süzgecinden geçirebilesiniz.
 
Kişilerin bir cemaat, bir parti, bir tarikat ya da adı ne olursa olsun bir yapıya mensup olmalarında bir beis yok elbet. Sorunlu olan şey, bu yapıları ve oluşumların araçlarını mutlaklaştırmak…
 
Bu psikozdan da kurtulmak kolay değil…
 
‘Camia’ olarak yeniden adlandırılan ‘cemaat’in, dershaneleri ‘tabu’laştırması ve kapatma girişimini kendilerine karşı bir “operasyon” olarak algılaması, içine düştüğümüz bu paranoyanın ürünü olsa gerek.
 

Ancak şu da bir gerçek ki, MİT hadisesi, devlette iki iktidarın olamayacağını göstermesi açısından bardağı taşıran bir damlaydı. Ama detayları kamuoyunca pek bilinmese de evvelinde, özel öneme haiz bazı bürokratik kademelerin özellikle de adlî ve istihbarat birimlerine yönelik anlaşmazlık söz konusuydu.

Şimdi gelinen noktada ‘Tayyip bey, dershane operasyonu için Oslo’da talimat aldı’ ya kadar giden vicdan süzgecinden geçirilmemiş yorumlar, bunun basit bir kampanya olmadığını gösteriyor.
 
Bir kaç gün evvel bu işleri iyi bilen bir dostumla, daha sıcaklığını koruyan ‘gezi kalkışması’nın arka planını konuşuyorduk. Konu ister istemez dershane tartışmalarına geldi. Kendisine ‘gezi kalkışması’nın, -gizemli yapısı çok az kişi tarafından bilinen- ‘Sun Örgütü’nce emredilip, ‘Tavistock Enstitü’sü tarafından organize edildiğini söylediğim de, beni teyit etti ve “dershane girişimini bundan bağımsız düşünebilir miyiz” siye sordu.
 
“Yok, artık daha neler” dediğim de, “bu iş, illa cemaati yönetenlerin bunlarla bağlantılı olduğu anlamına hiç gelmez. Ama bu kadar geniş bir örgütlenmeye sahip bir yapının içine girebilecek sızmaları göz ardı edebilir miyiz?” dedi.
 
“Elbette ihtimal dışı değil” diye ekleyip, “Bu dil kardeşlik dili değil, Tayyip beyin geri adım atmayacağını bildikleri halde, tüm mermilerini neden harcıyorlar o zaman?” dediğinde, diyecek makul bir cevap bulamadım.
 
Hedef Tayyip Bey mi?” dedim.
 
Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş’un Ak Parti’ye katılmalarının bazı hamleleri zayıflattığını, Gül’ün görev süresi dolduğunda iç siyasete veda edip, BM veya NATO genel sekreterliğine getirilebilme ihtimalinin de bazı planları bozduğunu, ekledi dostum.
 
Gerçi bu ihtimali yıllar önce bu fakirde dile getirmişti ama henüz erkendi ve ben kendisi ile bu fikrimi hiç konuşmamıştım. O ise “BM’ye hiç Müslüman genel sekreter getirilmedi. Güvenlik Konseyi’nde de Müslümanlar temsil edilmiyor. 20 kadar Müslüman ülke, BM Güvenlik Konseyi’nin yapısını tartışmaya açtı. Bu sorgulama, kurgulanmış BM için ciddi bir tehdit. Bu nedenle Gül’ü genel sekreter yaparak süreci uzatmak istemeleri zor bir ihtimal değil” dedi, bu kez.
 
Ne zaman ki işte hedefe biraz daha yaklaştık dediğimizde, hep bir sorunla karşılaşmak Müslümanların dünyadaki imtihanları olsa gerek.
 
İnsan, ‘biri kardeşkanı mı istiyor?’ diye sormadan edemiyor. Yoksa bazılarımız, feraset yoksunluğu yüzünden bu basiretsiz savaşa odun mu taşıyor?
 
Allah encamımızı hayretsin” diyeceğim ama etmeyeceğini biliyorum. Etmesi için bizim Allah’a yardım etmemiz lazım, bizse Allah’a değil başkalarına yardım ediyoruz sanki.



İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 8261396
 

m.akif | 20.12.2013 17:08:39 gezi olayları ile cemaati bağdaştırmak adres saptırması gibi geliyor bana siz de klasik yazar çizer gibi davranıyorsunuz ve her sorunu tek bir yere bağlıyorsunuz:cemeat...cematin bütün işi gücü bitti de kaset organizasyonculuğuna mı soyundu yani? bu işten karlı çıkan hangi mihraklarsa bu düşmanlığı da körükleyenlerdir.

rc1453 | 17.12.2013 20:29:47 Kemal Bey sizin gida ve uzerine oynanan oyunlarla ilgili goruslerinizi begeni saygi ve takdir ile karsiliyorum.
lakin; dershanelerle ilgili olarak, hizbullahin 3-4ay onceden, KCK nin kapatmanin patlak vermesinin hemen ardindan dersanelerden olusan bosluklari mutlaka doldurun talimatlarini bile goz onune alsalar kapatmaktan vazgecerlerdi.
hak, hur tesebbus, zulum, tazminatlar, ozel okullarin kontejyanlarinin %40 bos olmasi,anayasa,fislemeler,burokrasi,emniyet,istihbarat tasfiyeleri vs vs devam ediyor... hic soylemeye bile gerek kalmiyor. vesselam

Sultan duman | 07.12.2013 15:55:33 Ben siyasetten anlamam ama üniversitede iki çocuk okutmuş bir anne olarak dersaneleri gereksiz buluyorum. Dersaneler üç beş öğrenciyi alıyor at gibi koşturuyor diğerleri onların çarkını döndürüyor paralarına para katıyor eğitimde üç sac ayağı var öğrenci öğretmen (okul) ve aile dersane kapatılırsa çocuklar eşit şartlarda olacak aslında hem dersaneler özel okul olunca sınıf mevcutları azalacak ve eğitim daha kaliteli olacak önemli olan üniversite kazanmak değil kaliteli ve özgün toplum oluşturmaktır.

Mesut Çiçek | 05.12.2013 23:03:12 Cemaat mensuplarının elinde eteğindeki bütün taşları sorgusuz sualsiz bu kadar hızlı ve acımasız bir şekilde döküp hemen iktidarı karşılarına almalarının tek izahı GAZA GELMEKTİR. Bence iktidar bir yoklama yaptı ve cemaati sınadı ama cemaat verdiği tepkiyle iktidarın sınavını geçemedi. artık bu cemaat ile iktidarın arası düzelmez. çünkü cemaat iktidarı ne kadar kolay satacağını böylece belli etti.

Aklı Selim | 30.11.2013 21:05:23 Maalesef size katılmıyorum

hüseyin | 30.11.2013 21:05:23 Kemal Bey,
değerli hemşehrim sizde malesefki değerlendirmeninizi yorumlardaki uslubun sıkıntıları arkasına gizlemeye çalışmışsınız.Binlerce insan yorum yapıyor usluplarda ister istemez sorun olabilir ama gerçek olan dershanelerinin kapatılmasıdır...Bir cemaatın can damarı dinebilecek bir yapı basit sebeplerle kapatılmaya çalışıyor...neden ve sonuçlarını heryerde bulabilirsiniz ben tekrarlamak istemiyorum ama bizi derinden üzende kardeşimizin sırtımıza sapladığı hançerdir...hançerlenmiş bir insanın ağzından dökülen iniltilerde üslüp hatası arama kaygınızı ve yaznızdaki kaçamaklara anlam veremedim...

Saygılarımla

cihan | 29.11.2013 17:43:58 eyvallah ağabey. şeytanın kendisini unutturması ne güzel işliyor..

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


TVNET'te gündemi değerlendiriyoruz

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı


Ekmek Çalıştayı

+ Devamı


Sağlıkta Ahlak sempozyumu

+ Devamı