Anasayfaİletişim
  • Kemal Özer Kimdir?
  • Makaleler
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Kitaplar
  • Programlar
Konya’da doğdu. Çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalıştı. Bilişim firmalarında yöneticilik yaptı. Halen Yeni Söz Gazetesi’nin Genel yayın Yönetmenliği görevini yürüyor. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Başkanı. Yayınlanmış 8 kitabı var. Yeni Söz’de ve çeşitli mecmualarda yazıyor. 2014 FETA ‘Emanet’ ödülüne layık görüldü.

Başbakan’a teklif: Devlet ilaç bedeli ödemesin fakat…

Makaleler15 Mayıs 2012 Salı

Farklı veriler olmakla birlikte, Türkiye’nin yıllık gıda harcaması 100 milyar dolara yaklaşıyor. Buna mukabil sağlık harcamaları ise yaklaşık 50 milyar dolar. Yani gıdaya harcadığımız rakamın yarısı kadarda sağlık için harcıyoruz.

Türkiye ekonomisi herkesi memnun etmese ve zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptığı iddia edilse de, dünyanın artık en büyük 15. ekonomisi.
 
Sadece matematiksel büyüklük açısından bakılırsa; bu geç kalmış, geç bırakılmış bir başarı.
 
Toplumun tüketim alışkanlıklarına bakılırsa, kişisel gelirlerde de iyileşme var. Elbette devler ligindeki faizci, tefeci, rantçı, şucu-bucu çevrelerin çığa dönüşen gelirleri karşısında, orta ve alt gelir grubunun durumu, daha çok yol alınması gerektiğinin göstergesi.
 
Gelirimiz arttıkça seçici olmamız gerekirken, gösteriş ve komplekslerimiz nedeniyle var olan hasletlerimizi de bir bir kaybediyoruz ne yazık ki. Artık büyük çoğunluk helâl-haram, sağlıklı-sağlıksız demeden önüne geleni tüketiyor. Dindarı da böyle, ateisti de, okumuş yazmışı da, sade yurttaşı da…
 
Sevindirici olan şu ki; arz ekonomisinin saldırısından kendini ve ailesini koruyup, talep ekonomisini canlandırmaya çalışan bir kitle doğdu ve hızla çoğalıyor. Önümüzdeki on yıl bu konuda çok şeye gebe.
 
Patronlar bir süre sonra ‘ben yaptım oldu, böyle ürettim yerseniz’ diyemeyecek. Yakın gelecekte üste para bile verseler, kimse bugünkü nevzuhur zehirleri tüketmeyecek. Çaresiz değişecek onlarda…
 
Ama erdem o gün değil, şimdi değişmekte. Yarın bu yaptıklarını affetmeyiz, ama şimdi değişirlerse her şeyi unutup, beyaz bir sayfa açmaya hazırız. Bunun için bu topluma yenilmemesi gereken her şeyi yediren bu insanları ivedilikle ahlaklı olmaya ve vicdana davet ediyoruz.
 
Gelelim öneri meselesine…
 
Mevcut iktidar döneminde sağlık hizmetlerine ve dolayısıyla ilaca erişim, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar iyileşti. Bunu inkâr etmek haksızlık olur ama bunun yarar ve zararlarını tartışmak zorundayız.
 
İlaca kolay erişmek doğru mudur? Şayet ilaç kullanmak kaçınılmaz ise elbette doğrudur. Ancak bu durumda neye ilaç denir, neye denmez bunu da bilmek gerek. Eczanede satılan her şeye ilaç gözüyle bakarsak yanılırız.
 
Joanna Moncrieff, “İlaçla tedavi efsanesi” adlı eserinde ifade ettiği gibi, temel etkileri beyini sakatlayan ilaçlara bile ‘tedavi’ adını veriyorlar ve bunlara da ‘ilaç’ diyorlar. Mesela günümüzün sözde ilaçlarında, active ingredient (aktif içerik) dışındaki eklenen inactive ingredient maddelerin ve yan etkilerinin ilaç etiketlerine yazılması zorunlu değildir.
 
Amerika’da 1999'da 46.523, 2003'da ise 72.080 kişinin reçeli ilaçlar yüzünden öldüğünü, bu rakamın trafik kazaları ve silahlı saldırılarla ölenlerin toplamından fazla olduğunu unutmamalı. 1999-2005 arasında ilaç yan etkilerinin bir önceki 5 yıla oranla 2,6 kat, yine aynı dönemde reçeteli ilaç kaynaklı ölümlerin ise 2,7 kat arttığını da göz ardı etmemek gerek. Peki, en yaygın ölüm nedenlerinden ikinci sırada ilaç kullanımı olduğundan haberdar mıyız?
 
Bugün Türkiye’de toplum gıda için 2 lira harcıyorsa, sağlık için 1 lira harcıyor.
 
Sağlığımızı belirleyen en temel etken gıdadır. Gıdaları ilaç niteliği taşımayan bir toplumun hastalanması kader değil.
 
Eski insanların hastalanmasının sadece iki nedeni vardı. İlki, yeterli gıdaya erişememek, ikincisi ise salgın hastalıklardı.

                              Geleneksel yaşam Modern yaşam 
Hastalık  Kadın Erkek Kadın Erkek
Şişman 21,0 7,0 26,3 19,0
Aşırı şişman 2,2 0,7 39,0 17,1
Obezite 8,4 5,7 34,0 26,0
Gut  0,0 7,0 2,8 17,3
Diyabet 4,4 2,0 12,5 14,5
Hipertansiyon 4,4 2,0 39,1 31,3
Kalp hastalıkları 1,4 2,0 18,9 14,9

Bugün hem yeterli gıdaya erişiyoruz, hem de salgın hastalıklar yok. Çok yakında çıkacak olan yeni kitabımda ayrıntıları yer alan yukarıdaki tabloda da görüleceği üzere, 25 yıl öncesine oranla hastalık oranı 20-25 kat artmış. Yani hastalıklar her yıl bir önceki yıla oranla iki katına çıkıyor. Bu durum, yükselişi hızla önlenmesi gereken bir facia!
 
100 milyar dolarlık gıda harcaması sağlıklı olmamız için yeterli olmadığına göre, üç temel sorunla karşı karşıyayız demektir.
 
Bu durumda ya gıdalarımız gerçek gıdalar değil ve bu yüzden yeterince beslenemiyoruz, ya yeterli gıdaya erişemiyoruz ya da bize gıda yerine zehir yediriyorlar.
 
Üç kişiden ikisinin şişman ya da obez olduğu bir toplumda, yeterince gıdaya erişemediğimizi kimse iddia edemez. Zaten böyle bir iddia falanda yok. O halde sorun; gıdalarımızın gerçek gıda değil, yani zehir olmasında…
 
Evet, daha çok gıda var, ama bunlar gıda değil, gıda görünümlü kimyasallar. Hepsi tarım kimyasalı depolanmış birer plastik. İçinde kalan az biraz besinse, uğradığı endüstriyel işlemde bunu da kaybediyor. Sonra insanlara fiziki açlığını gideren, lakin biyolojik olarak aç bırakan sözde gıdalar kalıyor.
 
Bugün kanserin en büyük nedeni, sağlığımızı koruduğuna inandığımız gıda ve ilaçlar.
 
Bu tabii sonucu kimileri ‘kader’ diyip, Allah c.c.’e fatura etmeye kalksa da, aslında bu kişinin kendi eliyle kendi başına sardığı belâ ve derttir. Ezberletildiği gibi, ‘hayır ve şer Allah’tan gelmez!’ Başımıza gelen ne tür ‘şer’ varsa, o ‘bizim yüzümüzden’, ne kadar ‘hayr’ varsa, o da ‘Allah c.c.’dendir.’ Allah kulları için hayırdan başka bir şey murat etmez ve şerri ise asla!
 
Başı kaşınanın doktora koştuğu, sapa sağlam gittiği hastaneden bir torba ilaçla döndüğü günümüz Türkiye’sinde, sadece ilaç harcamaları 20 milyar dolar sınırına dayandı. 20 Milyar dolar neredeyse bütün bir Afrika’nın karnını doyuracak kadar büyük bir bedel.
 
O halde ne yapmalı?
 
Yıllar önce sigara ve alkol içenlerin sağlık hizmeti alırken veya SGK pirimi öderken daha fazla bedel ya da pirim ödemesi önerisini getirdiğimde dudak bükenler olmuştu. Şimdilerde artık çok kişiden benzeri teklifler geliyor.
 
Bu kez de diyorum ki, devlet herkese aylık bir beslenme bedeli ödesin ve alacağı gıdalara bir standart getirsin. Herkes aldığı bu gıdaların faturasını SGK’ya teslim etsin veya ilaç sistemi gibi bir sistem kurulsun. Gıda harcamalarımızın bedelini devlet ödesin, ama devlet ilaç bedellerini ödemesin.
 
O zaman gıda tüketimi hem nasıl azalır, hem de nasıl herkes seçici hâle gelir. Aynı zamanda devlet gıdayı kâmil manada nasıl denetler! Bununla da kalmaz, 20 milyar dolarlık ilaç harcamamız 1-2 milyar dolara nasıl geriler…
 
Dahası sağlığın faturasını kendi ödeyenler, hem sağlığı bozan gıdaları üretenlere dava açmayı öğrenir, hem de bu davalar üreticileri kaçınılmaz olarak ahlaklı hâle getirir.
 
‘Buna saçma bir öneri’ diyeceklere peşinen diyorum ki: Yanılıyorsunuz! Bal gibi olur! Bu gıda ve sağlık sorunu, Cumhuriyet tarihinin en güçlü başbakanının iktidarında çözülmeyecekse, ne zaman çözülecek? Aksi yönde cevabı olan varsa bekleriz.
 
Başbakan Erdoğan’a bu anlatılsa belki mümkün olur, hem de bu toplumun sağlığı yerine gelir. Diyabet, hepatit, kalp-damar, kanser vs vs dibe vurur. Bunu başaranda yeryüzünün en çok hayır dua alan kişisi olur.
 
Sağlık Bakanlığı’nın tüm itirazlarına rağmen kadim tıbbın çözümlerini, ‘Geleneksel Tıp’ ismiyle yasallaştıran Başbakan Erdoğan, şimdilerde Hacamat ve Sülük tedavilerinin yönetmeliğini hazırlatıyor. İsterse bunları da yapar. İnşaallah ister!

facebook.com/kemalozercom
twitter.com/cankemalozer


İsim
Mail
Mesaj
Doğrulama: 3834189
 

canan | 02.08.2012 00:01:33 tarım hayvancılık önce desteklensin hormonsuz pestisitsiz gdo suz üretim talebi karşılayacak hale gelsin sonraki mesele bunlarr....

Eyüp Demir | 23.07.2012 11:51:39 başkanım bu ülkenin sgk'larının giderine bakıldığında gıda kaynaklı sağlık problemlerinden dolayı olan giderler, kanser hastalığı vb olan giderler, vb. konularında bir çalışma yapılsa ve henüz ülke literatüründe olmayan iş gücü kaybı hesaplansa, gıda güvenliğinin ne derece önemli olduğu, rakamlarla ortaya çıkacaktır. Sürdürülebilir dsağlıklı nesiller için ve sağlıklı gelişen ülke için başta sağlıklı gıda ve güvenli üretim olmalı. Allah için çalışmalar yapılıyor ama yetmiyor daha emekleme aşamasında. Gıda güvenliği ülke politikası olmalı, kontrol memurunun vicdanına bırakılmayacak kada önemli bir konu. onun için sağlık, ilaç bence 2. aşamada. gerçi alan aldı katkılarını vucuduna ama genede bir yerden başlanmalı diye düşünüyorum. hareketinizi gönülden destekliyor, üzerime düşen ne görev varsa yapmaya hazırım.

Mehmet Ali Kösem | 22.07.2012 14:37:24 Hocam ağzınıza sağlık. Bu dedikleriniz tek liderle falan olacak işler değil. Adamların gücü bir yana, işbirlikcilerini öyle bağlamışlarki...
Milletin idrak yolları tıkanmış, fakat kendi çocuğunun cenazesine gidenlerin sayısı arttıkca akılları başlarına gelecek umarım...

Eyüp DEMİR | 21.07.2012 16:35:11 sayın başkan, elinize, ağzınıza sağlık. aslında şu bizim gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı işini layıkıyla yapsa zaten bataklık kurumuş ve gıda kökenli olan sağlık problemlerinin büyük kısımı yok olacaktır. sizi ve calışmalarınızı takip ediyorum. daha ayrıntılı konuşmak üzere.

Ali | 12.06.2012 10:42:33 Doktorluğa iki şık şık bir tık tık diyen bilgiden yoksun, git kütüphanelerdeki tıp kitaplarına bak al oku. Sana zor gelirse en azından bir doktor nasıl düşünür neleri gözden geçirir bildiklerini nasıl kullanır ve binbir çeşit ihtimallerden doğru teşhise ve uygun zamanlama ve dozdaki tedaviye nasıl karar verir ile alakalı bir kitap bul oku.
Kafiye uydurmak için şiir yazana şair denilmez.
Doktorlar para derdinde olsaydı hiçbir tedavi yolu hastalığı iyileştirmezdi. Doktorlar önce hastanın tedavisini düşünür. Para işi kolaydır doktor için önce hastayı iyileştirmektir mesele. O yüzden doktorlar hastadan evvel para düşünmezler. Ha tedavi sonrası alınan para ise derdin, meslek bu para karşılığı yapılan sağlık hizmetidir işleri doktorların. Doktor senin kölen değil. Öyle kabadayı gibi davranıpta iyilikle muamele görmek isteyeceğin şamar oğlanları değil.
Aşıda köpek kanıymış. Hangi aşıda kan gördün. Uyuşturulmuş mikroptur aslı aşının. Mikropların üremesi için uygun besi yerleri hazırlanıyor günümüzde.
Birde yazara itirazım var. İnternet kullanmayı bilmiyor musun diye sorsam 'bu nasıl soru' dersin. Nasıl uydurdun Türkiye ekonomisinin 15. büyük ekonomi olduğunu.
Birde büyük çoğunluk sağlıklı-sağlıksız demeden tüketiyor diyor. Bu ülkenin fakiride bir takım doğru yayınlardan yediklerinin ne kadar sağlıksız olabileceğini biliyor. Önüne geleni tüketmesinin nedeni önüne gelebileni tüketebilmesi olmasın.
Kimin geliri artarken seçici olmuyormuş. Kimin geliri artıyormuş? önce bunu bir açıklada bilelim hangi bilgiye göre bu sözü söyleyebildin bilelim. GDP büyüklüğüne göre düşünüyorsan önce GDP nasıl hesaplanır bir ona bak.
Kısıtlamaların olmadığı her ekonomide talep ekonomisi kendini gösterir. Yalnız üretim tekelleşirse ürüne olan ihtiyaç talebi istismar edebilir.
en yaygın ölüm sebebleri konusunda o bilgiyi nereden edindiniz?

Zübeyir Güngör Uslu | 01.06.2012 23:35:15 ** Uslu aklını atmış **
**
Selamünaleyküm dost, iki bin on iki,
On iki Mayıs Cumartesi, duy ey Baki.
**
Zehir içiyoruz can, zehir soluyoruz,
Bu bir toplu intihar, hasta oluyoruz.
**
Doktor para derdinde, can çekişir hasta,
İki şık şık bir tık tık, ballıdır bu pasta,
**
Hastahane yol oldu, tavan yaptı kanser,
Marketler yol kesici, adım başı banker.
**
Ekmeğe el attı şer, tereyağda bir kıl,
Fıtrata zıt her ürün, şaşkındır her akıl.
**
Yoğurtta binler katkı, dondurma sade buz,
Süt zahiren pek beyaz, sofrada kirli tuz.
**
Damacana su bayat, nehirler kir akar,
Hayata kurmuş pusu, çakallar kör bakar.
**
Aşıda köpek kanı, sebzede akrep gen,
Kozmatik domuz yağlı, sıvanır ar ve ten.
**
Et kokuştu, tuz koktu, kurtlandı nice post,
Sofranın tadı kaçtı, devlet şeytanla dost.
**
Helal, haram iç içe, ölürüz bir çare,
Hoca yağlı tıkınır, ciğerler bin pare.
**
Hangi ilaç bir deva, tabipte yok vefa,
Başlar gaflet kumunda, sürerler tok sefa.
**
Basar bakar kör gider, basiret yer yeksan,
Feraset bir cenaze, yol şaşkını insan.
**
Uslu aklını atmış, divane olmuş ser,
Gözlerden pası silin, cephede koşsun er.
**
Zübeyir Güngör Uslu 12.04.2012-05.18 Samsun
www.ayyildizfm.com 0542.423 00 56

zehra | 22.05.2012 10:07:58 araştırmalarınızı takip ediyoruz...çok güzel bilgiler veriyorsunuz ama ben bu bilgilerden çok insanın haberi yok bu bilgileri yaymamız lazım halka yayılırsa neden olmasın arz talep meselesi......

Gökhan TÜKENMEZ | 21.05.2012 01:04:10 Hala başbakandan medet uman bir insansanız size diyecek bir şey bulamıyorum. Adam resmen vatan pazarlamacılığı yapıyor ve siz islamcılık hastalığınız yüzünden yüksek birikiminize rağmen başbakandan medet umabiliyorsunuz. Cumhuriyettarihinin en güçlü başbakanı ha!Doğrudur. Cumhuriyet tarihinin en yüksek dış destekli başbakanı olması hasebiyle en güçlü başbakandır kendileri.

Muhsin AKIL | 16.05.2012 10:06:30 Nefis, süper bir yazı... Devlete teklif güzel... Araştırma ve öneriler... Analiz ve yorum.. Yararlı bir yazı.. İlerde gazetedeki köşemde bu konuya değineceğim.. Paylaştığın için teşekkür Kemal Özer...

salih unal | 16.05.2012 10:06:30 Kemal bey
Elinize saglık. Umarım sesiniz duyulir de gıdayı zehre donuşturenler, halktan umudunu keser ve ilaçlarla milleti kobay olarak kullananların sonu gelir.
Tesekkurler
Salih Unal

'Gülen Şeytanlar Tarihi' kitapçılarda
İyi Gıda Kötü Gıda
مكائد أبالسة الطعام Şeytan Ye Diyor'un Arapça baskısı çıktı
Şeytan Çıplak
Hangi Suyu İçmeli?
Ramazan Kitabı
Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler
Yediklerimizin İçinde N(E) Var?
Müslüman'ın Diyeti
Şeytan Ye Diyor - İnsan Ne Yemeli Ne Yememeli?
Deccal Tabakta

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kemal Özer TVNet'te 1 Nisan 2018


28 Mart 2018 Çarşamba

Kontv Düzlem'de konuştuk


Moral Fm'de: İyi gıda iyi gelecek

+ Devamı


TVNET Sağlık Raporu'ndayız

+ Devamı


Kontv'de Düzlem programının konuğuyuz

+ Devamı


TV24'de küresel tuzakları konuşuyoruz

+ Devamı


8 Ekim 2018 Ankara KAGEM Konferansı

+ Devamı


İFAM'da gençlerle buluştuk

+ Devamı


Ömer Öztürk Talebe Yurdunda konferans

+ Devamı


Ümraniye'de genç akademi - 2

+ Devamı